HMK m. 129, cevap dilekçesinin içeriğini düzenlerken, davalının savunmasının dayanağı olan vakıaları ve bu vakıaların delillerini belirtmesini zorunlu kılar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/24092 E. sayılı kararında, süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalının sonradan delil bildiremeyeceği belirtilmiştir. Bu kararı, 'savunmanın genişletilmesi yasağı' (HMK m. 141) ilkesiyle ilişkilendirerek analiz ediniz. Süresinde cevap dilekçesi verilmemesi, davalının savunma hakkını nasıl ve hangi ölçüde kısıtlar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30809

HMK m. 129/1-d ve 1-e fıkraları uyarınca davalı, savunmasının dayanağı olan tüm vakıaları ve her bir vakıayı ispat edeceği delilleri cevap dilekçesinde bildirmek zorundadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/24092 E. sayılı kararı, bu zorunluluğun yerine getirilmemesinin sonuçlarını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karara göre, davalı süresinde cevap dilekçesi sunmadığında, savunmasının dayanağı olarak süresinde ileri sürdüğü bir vakıa ve dolayısıyla bir delil (HMK m. 129/1-e) bulunmamaktadır. Bu durum, HMK m. 141'de düzenlenen 'iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı' ile doğrudan ilişkilidir. Cevap dilekçesi verilmediği için ortada genişletilecek veya değiştirilecek bir 'savunma' mevcut değildir. Dolayısıyla, davalının sonradan delil bildirmesi, var olmayan bir savunmayı yeniden oluşturmak anlamına geleceğinden bu yasak kapsamında kabul edilir. Mahkemenin davalıya delil göstermesi için süre vermesi bu nedenle yasal olarak mümkün değildir. Süresinde cevap dilekçesi vermemek, davalının sadece usuli bir hakkı kaybetmesi değil, aynı zamanda davanın esasına ilişkin savunma argümanlarını ve bu argümanları destekleyecek delilleri ileri sürme hakkını da büyük ölçüde yitirmesi anlamına gelir. Bu durum, davacının iddialarını çürütme imkanını ortadan kaldırır ve mahkemenin sadece davacının delillerine göre karar vermesine yol açar. (Bkz: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2016/24092, K: 2018/10547)