5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 247. maddesinde düzenlenen 'kaçak' kararı verilebilmesinin şartlarını ve bu kararın sanık hakkında kovuşturma yapılmasına etkisini açıklayınız. CMK 248. maddesindeki tedbirlerin uygulanabilmesi için 'kaçak' kararı alınmış olmasının ön şart olup olmadığını değerlendiriniz.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) madde 247, yargılamadan kaçan sanıklar hakkında uygulanacak özel usulleri düzenleyen 'kaçak' kararı kavramını tanımlar. Bu karar, sanık hakkında bazı zorlayıcı tedbirlerin uygulanabilmesinin önünü açar. I. Kaçak Kararı Verilebilmesinin Şartları (CMK m. 247/1, 2): Bir sanık hakkında 'kaçak' kararı verilebilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir: 1. Hakkında Kovuşturma Başlamış Olması: Sanık hakkında kamu davası açılmış olmalı, yani kovuşturma evresine geçilmiş olmalıdır (CMK m. 247/1). Soruşturma evresindeki bir kişi hakkında kaçak kararı verilemez. 2. Yurt İçinde Bulunmaması: Sanık, yurt içinde bulunmamalıdır. Yani adresi tespit edilememeli veya yurt dışına kaçtığına dair bilgi bulunmalıdır. 3. Duruşmaya Gelmemesi: Sanığın, mahkeme tarafından çağrılmasına veya hakkında yakalama emri çıkarılmasına rağmen duruşmaya gelmemesi veya yakalanamaması gerekmektedir. 4. Mahkûmiyetine İlişkin Delillerin Varlığı: Mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılmamalıdır. Yani, sanığın suç işlediğine dair yeterli delillerin bulunması ve yargılamanın onun yokluğunda sürdürülebilmesi ihtimalinin olması gerekir. II. Kaçak Kararının Sanık Hakkında Kovuşturma Yapılmasına Etkisi (CMK m. 247/3): CMK 247/3. maddesi, 'Kaçak hakkında kovuşturma yapılabilir' hükmünü içermektedir. Bu, sanık kaçak olsa bile, yargılamanın onun yokluğunda devam edebileceği ve delillerin toplanabileceği anlamına gelir. Ancak: * Mahkumiyet Kararı Verilemez: Aynı maddenin 3. fıkrasının devamında 'Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet kararı verilemez' denilmektedir. Bu önemli bir sınırlamadır. Kaçak sanığın yokluğunda deliller toplanabilir, ancak sanığın bizzat sorgusu yapılmadıkça aleyhine mahkumiyet hükmü kurulamayacaktır. Bu durum, sanığın adil yargılanma ve savunma hakkının temel bir güvencesidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.06.2012 tarihli, 656-222 sayılı kararı da bu hususu vurgulamıştır. III. CMK 248. Maddesindeki Tedbirlerin Uygulanabilmesi İçin Kaçak Kararı Alınmış Olmasının Ön Şart Olması: Evet, CMK 248. maddesinde düzenlenen 'zorlama amaçlı elkoyma' ve diğer tedbirlerin (örneğin, yargı mercileri huzurunda dava açma yasağı, kamu hizmetlerinden yasaklanma, malvarlığına elkoyma) uygulanabilmesi için, sanık hakkında öncelikle CMK 247. maddesi uyarınca usulüne uygun bir 'kaçak' kararı alınmış olması bir ön şarttır. CMK 248. madde, 247. madde gereğince kaçak olduğuna karar verilen sanık hakkında alınabilecek tedbirleri göstermektedir (CMK m. 248 gerekçe). Ancak, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 16.01.2008 tarihli, 2007/6573 E., 2008/286 K. sayılı kararında belirtildiği üzere: * Katalog Suçlar ve Tedbirler: CMK 248/2. maddesinde sayılan 'katalog suçlar', sadece 248/1. maddede belirtilen 'zorlama amaçlı elkoyma' tedbirinin uygulanabilmesi için gereken bir ön şarttır. Yani, her suçtan kaçak kararı verilebilse ve kovuşturma yapılabilse de, malvarlığına el koyma gibi ağır tedbirler sadece Kanunda sayılan suçlar için uygulanabilir. * İddianamenin İadesi: Karar, 'kaçak olanlar hakkında kamu davasının açılamayacağı görüşüyle iddianamenin iadesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu' belirtmiştir. Bu, kaçaklık durumunun, kamu davası açılmasına engel teşkil etmediği, sadece mahkumiyet hükmü verilebilmesi için sanığın sorgusunun yapılmasının gerektiği anlamına gelir. Sonuç: Kaçak kararı, sanığın yargılamadan kaçtığına dair resmi bir tespittir ve kovuşturmanın yokluğunda sürdürülmesini, ancak sanığın sorgusu yapılmadıkça mahkumiyet hükmü verilememesini sağlar. CMK 248'deki zorlama amaçlı tedbirler, bu kaçak kararının bir sonucu olarak ve sadece belirli katalog suçlar için uygulanabilen özel koruma tedbirleridir.