HMK madde 145'te delil gösterme yasağına getirilen istisnalar bağlamında, yargılamanın uzamasını engelleme ve adil yargılanma hakkını koruma arasındaki dengeyi tartışınız. Bu dengenin Yargıtay kararlarında nasıl ele alındığını, özellikle 'yargılamayı geciktirme amacı taşımayan' hallerin yorumlanmasında görülen yaklaşımları değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307769

HMK madde 145, usul ekonomisi ve adil yargılanma hakkı arasındaki hassas bir dengeyi kurmaya çalışır. Maddenin birinci cümlesi ('Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler.') yargılamanın uzamasını engellemeyi ve önceden belirlilik sağlamayı amaçlarken, ikinci cümledeki istisnalar ('Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.') adil yargılanma hakkını (HMK m. 27) korumayı hedefler. **I. Yargılamayı Uzatmayı Engelleme Amacı:** Delil gösterme süreleri, tarafların dava ve cevap dilekçelerinde iddialarını ve savunmalarını somutlaştırmalarını, dayandıkları delilleri sunmalarını veya yerini belirtmelerini zorunlu kılarak yargılama sürecini disipline etmeyi amaçlar. Bu sayede: * **Usul Ekonomisi:** Delillerin belirli bir aşamada toplanması, yargılama sürecinin gereksiz yere uzamasını engeller ve dava malzemesinin baştan itibaren netleşmesini sağlar. Bu, 'davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması' (Anayasa m. 141) ilkesine hizmet eder. * **Sürpriz Delillerin Önlenmesi:** Tarafların sonradan, habersizce delil sunmasının önüne geçilir, bu da yargılamanın şeffaflığını ve öngörülebilirliğini artırır. **II. Adil Yargılanma Hakkını Koruma Amacı:** Delil gösterme yasağına getirilen istisnalar, 'hukuki dinlenilme hakkı'nın bir gereğidir. Bu hak, tarafların iddia ve savunmalarını tam olarak ortaya koyabilmelerini, delillerini sunabilmelerini ve karşı tarafın delillerine karşı koyabilmelerini içerir. İstisnalar şu durumları kapsar: * **Kusur Olmaması:** Eğer bir taraf, delili süresinde sunamamasının kendi kusurundan (ihmal, dikkatsizlik vb.) kaynaklanmadığını kanıtlarsa (örneğin mücbir sebep, delilin sonradan ortaya çıkması), bu hak kaybına yol açmamalıdır. * **Yargılamayı Geciktirme Amacı Taşımama:** En önemli ve yorumu zor olan istisnalardan biridir. Delilin sunulması, davanın doğru ve adil bir şekilde çözülmesini sağlamayı amaçlıyor ve salt süreci uzatma niyeti taşımıyorsa, mahkeme bu delili kabul edebilir. **III. Yargıtay Kararlarında Denge ve Yorum Yaklaşımları:** Yargıtay, bu dengeyi kurarken farklı yaklaşımlar sergilemiştir: 1. **Sıkı Yorumlama Eğilimi:** Yargıtay'ın genel eğilimi, HMK 145'teki istisnaları dar yorumlamaktır. Örneğin, Hukuk Genel Kurulu'nun 20.04.2016 tarihli, 2014/695 E., 2016/522 K. sayılı (veya Yargıtay 2. HD. 02.07.2018 T. 2016/21309 E. 2018/8388 K.) kararında, dava dilekçesinde tanık deliline dayanmayan davacı kadının sonradan tanık bildirmesi durumunda, bu tanıkların beyanlarının kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağına hükmededir. Yargıtay bu tür kararlarında, 'yargılamayı geciktirme amacı taşımayan' istisnayı dar yorumlamakla birlikte, somut olayın özelliklerini ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmemesi prensibini göz önünde bulundurur. Örneğin, Hukuk Genel Kurulu'nun 03.05.2017 tarihli, 2017/7-2097 E., 2017/894 K. sayılı kararındaki karşı oyda, savunmasını diğer delillerle kanıtlayamayan davalının kesin delil olan yemin delilini göstermesinin yargılamayı geciktirme amacı taşımadığının ve davanın aydınlatılması yükümlülüğü kapsamında mümkün olduğunun ileri sürüldüğü görülmüştür. Çoğunluk görüşü bu yaklaşımı benimsemese de, bu, tartışmanın hassasiyetini göstermektedir. IV. Değerlendirme: HMK 145'teki denge, mahkemelerin delil sunumuna ilişkin katı usul kurallarını uygularken, yargılamanın hakkaniyetine ve adil yargılanma ilkesine aykırı sonuçlar doğurmaktan kaçınmasını gerektirir. Yargıtay'ın genel yaklaşımı, usul ekonomisi ve yargılama disiplinini ön planda tutmakla birlikte, özellikle tarafın kusuru olmaksızın veya yargılamanın seyrindeki beklenmedik gelişmeler nedeniyle delilin geç sunulduğu hallerde, bu delillerin değerlendirilmesi yönünde bir esneklik tanımaktadır. Ancak bu esneklik, tarafların dilekçelerin teatisi aşamasındaki somutlaştırma ve delil bildirme yükümlülüklerini tamamen göz ardı etmelerine olanak tanımamaktadır.