Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.11.2017 tarihli kararında sendikal yetkinin düşmesi ile ilgili olarak Anayasa'nın 90. maddesindeki 'uluslararası andlaşmaların kanun hükmünde olması' ilkesinin ve sendikal hakların uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmasının değerlendirilmesi nasıl yapılmıştır? Bu ilkenin kanun boşluğunun doldurulmasındaki rolünü tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307760

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.11.2017 tarihli, 2017/2783 Esas ve 2017/1427 Karar sayılı kararında, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nda (6356 SK) sendikal yetkinin düşmesine ilişkin kanun boşluğunun doldurulmasında Anayasa'nın 90. maddesi ve uluslararası sözleşmelerin rolü önemli bir yer tutmuştur. **I. Anayasa'nın 90. Maddesi ve Uluslararası Andlaşmaların Konumu:** Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrası şu hükmü içerir: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." Bu madde, uluslararası sözleşmelere, özellikle temel hak ve özgürlüklerle ilgili olanlara, kanunların üzerinde bir değer atfetmektedir. Bu durum, iç hukuktaki bir boşluğun veya çelişkinin giderilmesinde uluslararası sözleşmelerin yol gösterici veya belirleyici olabileceği anlamına gelir. **II. Sendikal Hakların Uluslararası Sözleşmelerle Güvence Altına Alınması:** Karar metninde, sendikal hakların temel ve sosyal ekonomik bir hak olduğu vurgulanarak uluslararası sözleşmelerdeki güvencelere atıf yapılmıştır: * **ILO Sözleşmeleri:** Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 87 sayılı Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması Sözleşmesi ile 98 sayılı Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmelerini kabul etmiştir. * **Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS):** AİHS'nin 11/1. maddesi, sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkını güvence altına alır. * **Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı:** Bu Şart da sendikal hakları düzenler. Bu uluslararası metinler, Türkiye'nin iç hukukunda sendika ve toplu pazarlık haklarının kapsamını belirlemede önemli bir rol oynamaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 2013/8463 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sendikal hakların güvencesi, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler birlikte ele alınarak saptanmalıdır. **III. Kanun Boşluğunun Doldurulmasındaki Rolü:** Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 6356 SK'nın 75/6. maddesindeki boşluğu doldururken, Anayasa'nın 90. maddesinin ve uluslararası sözleşmelerin ruhunu dikkate almıştır. Özellikle şu noktalar öne çıkmıştır: * **Hukuki Güvenlik ve İstikrar:** Yetkinin daha ne kadar devam edeceğine dair belirsizlik, toplu iş sözleşmesi düzeninin tıkanmasına yol açacaktı. Uluslararası sözleşmeler, çalışma barışının ve sendikal ilişkilerde istikrarın önemini vurgular. * **Sendika Seçme Özgürlüğü ve Etkin Temsil:** Üyelerinin dörtte üçünü kaybeden bir sendikanın yetkisinin devam etmesinin, işyerinde yeni ve daha etkili olabilecek başka bir sendikal örgütlenmenin önünü tıkayacağı, işçilerin sendika seçme özgürlüğünü (Anayasa m. 51) kısıtlayacağı ve işyerini etkili bir sendikal düzenin dışında tutacağı belirtilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmeler, sendika özgürlüğünün temelinde, işçilerin kendilerini etkin bir şekilde temsil edecek örgütlere sahip olma hakkını güvence altına almıştır. * **Grev Hakkının Niteliği:** Grev, işçi sendikasının toplu iş sözleşmesi yapmak üzere işverenle pazarlıkta elindeki en büyük silahtır. Bu silahı kullanma şansını ve olanağını yitiren (üyelerinin %75'ini kaybetmiş ve grevi mahkeme kararıyla sonlandırılmış) bir sendikanın yetkisinin hâlâ sürdürülmesinde kanun koyucunun bir yarar görmediği, aksinin sendikal hakların amacına aykırı olacağı sonucuna varılmıştır. **Sonuç:** Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 6356 SK'daki boşluğu doldururken, sadece kanunun lafzına değil, Anayasa'nın 90. maddesi ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin sağladığı geniş perspektife başvurmuştur. Bu, hukuki boşlukların doldurulmasında yorumcunun, kanunun genel ruhunu, hukukun temel ilkelerini ve uluslararası insan hakları standartlarını göz önünde bulundurmasının metodolojik bir gerekliliği olduğunu göstermektedir. Karar, sendika özgürlüğünün sadece sendika kurma özgürlüğünü değil, aynı zamanda işçileri etkin bir şekilde temsil etme ve toplu pazarlık yapma yeteneğini de kapsadığını kabul ederek, bu yeteneği yitiren bir sendikanın yetkisinin düşmesini haklı bulmuştur.