HMK madde 145'te yer alan 'Sonradan Delil Gösterilmesi' yasağına rağmen delilin sunulmasına izin verilebilecek istisnai haller nelerdir? Yargıtay'ın bu istisnaları somut olaylarda nasıl değerlendirdiğini, özellikle 'yargılamayı geciktirme amacı taşımayan' ve 'ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmayan' durumları ele alarak açıklayınız. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.06.2014 tarihli kararını örnek olarak kullanınız.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) madde 145, 'Sonradan Delil Gösterilmesi' yasağını getirse de, maddenin ikinci cümlesinde bu yasağın istisnaları düzenlenmiştir: "Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir." **I. İstisnai Haller ve Yargıtay'ın Değerlendirmesi:** Bu istisnalar, yargılamada usul kurallarının katı bir şekilde uygulanmasıyla hak kaybına yol açılmamasını ve adil yargılanma hakkının (HMK m. 27) korunmasını amaçlar. Yargıtay, bu istisnaları somut olayın özelliklerine göre dikkatle değerlendirir: 1. **Yargılamayı Geciktirme Amacı Taşımama:** * Bir delilin sonradan sunulmasının temel amacı, davanın doğru bir şekilde sonuçlandırılmasıysa ve bu sunum, davanın gereksiz yere uzamasına yol açmayacaksa, mahkeme delilin kabulüne izin verebilir. * Örneğin, yargılama sürecinde ortaya çıkan yeni bir gelişme veya mevcut delillerin yetersizliği nedeniyle zorunlu hale gelen bir delil sunumu, genellikle yargılamayı geciktirme amacı taşımadığı kabul edilebilir. * **Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.06.2014 Tarihli, 2014/5534 E., 2014/11388 K. Sayılı Kararı:** Bu kararda, davacının genel kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu raporuyla kesin bir kanaat oluşmadığı (raporun imzanın davalıya ait olmadığını tespit edemediği) bir durumda, davacı vekilinin davalının imzayı banka memurları önünde attığını belirterek bu kişilerin tanık olarak dinlenilmesini talep etmesi değerlendirilmiştir. Mahkeme, davacının dava dilekçesinde tanık deliline dayanmış olmasına rağmen bu talebi 'verilen kesin süre içerisinde tanık deliline dayanılmadığı ve tanık isimlerinin bildirilmediği' gerekçesiyle reddetmiştir. Ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Adli Tıp Kurumu raporuyla ortaya çıkan durum karşısında davacının tanık deliline dayandığı gözetildiğinde bu delilin sonradan ileri sürülmesinin 'yargılamayı uzatmaya matuf olduğu söylenemez' diyerek kararı bozmuştur. Bu durum, yargılamanın seyrindeki bir gelişmenin, tarafın önceden öngöremediği bir ihtiyacı ortaya çıkarması ve bu ihtiyacın karşılanmasının yargılamayı geciktirme amacı taşımadığının kabulüne iyi bir örnektir. 2. **Süresinde İleri Sürülememesinin İlgili Tarafın Kusurundan Kaynaklanmaması:** * Bu istisna, delilin tarafın eline geçmemiş olması, varlığından haberdar olmaması veya mücbir bir sebep nedeniyle süresinde sunulamaması gibi durumları kapsar. * Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 02.11.2015 tarihli, 2015/10755 E., 2015/9602 K. sayılı kararında, satış vaadi sözleşmesindeki ödeme makbuzunun aslının mahkemeye geç sunulması durumunda, mahkemenin yemin teklifi ve kesin süreye dayanarak davayı reddetmesi hatalı bulunmuştur. Yargıtay, makbuz aslının 18.06.2014 tarihli duruşmada ibraz edildiğini belirterek, 'eksik inceleme ve araştırma ile yanılgılı hukuki saptamaya dayalı hüküm' kurulduğunu ifade etmiştir. Bu karar, delilin fiziki olarak geç sunulmasının, her zaman kusurdan kaynaklanmadığı veya yargılamayı geciktirme amacı taşımadığı hallerde kabul edilebilirliğine işaret etmektedir. * Hukuk Genel Kurulu'nun 03.05.2017 tarihli, 2017/7-2097 E., 2017/894 K. sayılı kararında ise, davalı vekiline delillerini bildirmesi için verilen kesin sürenin 'usulüne uygun olmadığı' (kesin sürenin sonuçlarının ihtar edilmediği) tespit edildiğinden, temyiz aşamasında sunulan 'ödeme savunması' niteliğindeki bordroların dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Burada, tarafın kusuru olmaksızın usuli bir eksiklik nedeniyle delilin süresinde sunulamaması durumu söz konusudur. **II. Değerlendirme:** HMK 145. madde, yargılamanın hızlandırılması ve tarafın özen yükümlülüğü ile adil yargılanma hakkı arasındaki dengeyi kurmayı amaçlar. Yargıtay kararları, bu istisnaların dar yorumlandığını, ancak somut olayın özelliklerine ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmemesi prensibine özel bir önem atfedildiğini göstermektedir. Özellikle bir delilin davanın temelini ilgilendirmesi, mahkemenin maddi gerçeğe ulaşmasını kolaylaştırması ve gecikmenin tarafın kontrolü dışındaki bir sebepten kaynaklanması halinde, delilin sonradan sunulmasına izin verilmesi, usul ekonomisi ve adil yargılanma ilkelerinin bir gereği olarak değerlendirilmektedir.