4857 sayılı İş Kanunu'na göre, işçinin uzun süren hastalığı nedeniyle işe devamsızlığı ile sık sık hastalanması arasındaki farkları ve her iki durumun işveren için fesih nedeni oluşturup oluşturmayacağını iş güvencesi hükümleri bağlamında açıklayınız. Özellikle bildirim sürelerinin bu ayrımdaki rolünü belirtiniz.
4857 sayılı İş Kanunu, işçinin sağlık nedenleriyle işe devamsızlığını iki farklı kategoriye ayırır ve bu durumların işveren için fesih nedeni oluşturup oluşturmadığını iş güvencesi hükümleri ve bildirim süreleri bağlamında farklı şekilde değerlendirir. **I. İşçinin Uzun Süren Hastalığı Nedeniyle İşe Devamsızlığı:** * **Tanım:** Bu durum, işçinin kesintisiz olarak uzun bir süre sağlık raporu alarak işe gelememesi halidir. * **Fesih Nedeni Oluşturması (Haklı Nedenle Fesih - m. 25/I-b):** İşçinin uzun süren hastalığı nedeniyle aldığı sağlık raporu uyarınca işe devamsızlığı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafı uyarınca işveren için haklı fesih nedeni oluşturur. Bu haklı fesih hakkının doğabilmesi için, işçinin devamsızlığının, Kanun'un 17. maddesinde belirtilen bildirim sürelerini altı hafta aşması gerekir. Yani, ihbar süresi + 6 hafta toplamı aşılırsa işveren haklı nedenle derhal fesih hakkını kullanabilir (Süzek, a.g.e., s.568). * **İş Güvencesi Etkisi:** İşçinin bu 'bekleme süresi' (bildirim süresi + 6 hafta) içinde kalması halinde ise 18. maddenin üçüncü fıkrasının (f) bendi uyarınca bu durum geçerli bir fesih nedeni değildir. Bu süre içerisinde iş sözleşmesi askıdadır ve işverenin sözleşmeyi feshetmesi geçersiz bir fesih olacaktır. **II. İşçinin Sık Sık Hastalanması:** * **Tanım:** Bu durum, işçinin aralıklı olarak, kısa veya uzun süreli sağlık raporları alarak sık sık işe devamsızlık yapması halidir. Bu devamsızlıklar kesintisiz olmayabilir ve toplam süre olarak 'uzun süren hastalık' için aranan bekleme süresini aşmayabilir. * **Fesih Nedeni Oluşturması (Geçerli Nedenle Fesih - m. 18):** 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesinin gerekçesinde işçinin yetersizliğinden kaynaklanan nedenler arasında 'sık sık hastalanma' geçerli neden olarak sayılmıştır. Bu nedenle, işçinin sık sık hastalanması, iş görme ediminin gerektiği şekilde ifa edilmesini sürekli olarak olumsuz etkiliyor ve işyerinin normal işleyişini bozuyorsa, işveren geçerli nedenle süreli fesih hakkını kullanabilir (Süzek, a.g.e., s.569). * **Bildirim Sürelerinin Rolü:** Uzun süren hastalığın aksine, sık sık hastalanma durumunda aralıklı sağlık raporlarının toplam süresinin Kanun'un 17. maddesinde düzenlenen bildirim süreleri içinde kalması bile, eğer bu durum işyerinde olumsuzluklara neden olmuşsa, işçinin iş sözleşmesi geçerli nedenle feshedilebilir. Burada önemli olan devamsızlığın süresi değil, işyerinin olumsuz etkilenmesidir. * **Somut Olay Değerlendirmesi:** 'Sık sık rapor alınanın geçerli sebep oluşturacak yoğunluğa ulaştığından söz edebilmek için işçinin hangi sıklıkta ya da ne kadar uzunlukta rapor alması gerektiğini kesin olarak söyleyebilmek mümkün değildir.' Bu durum, işçinin yaptığı iş, işyerindeki konumu, işyerinin büyüklüğü, devamsızlığın diğer işçilere aşırı yük yükleyip yüklemediği, işçinin kıdemi gibi hususlar dikkate alınarak her somut olaya göre tespit edilmelidir (Çelik/Caniklioğlu/Canbolat, a.g.e., s.497). **III. Farklar ve İş Güvencesi Bağlamı:** * **Hukuki Niteliği:** Uzun süren hastalık, belli bir süreyi aştığında 'haklı fesih' nedeni iken, sık sık hastalanma 'geçerli fesih' nedeni olabilir. * **Süre Kriteri:** Uzun süren hastalıkta belirli bir 'bekleme süresini aşma' (ihbar süresi + 6 hafta) kesin bir süre kriteri iken, sık sık hastalanmada devamsızlığın 'işleyişi olumsuz etkileme' boyutu ve her somut olayın koşulları belirleyicidir. * **İş Güvencesi Etkisi:** Her iki durumda da iş güvencesi kapsamında olan işçiler için fesih, geçerli veya haklı bir nedene dayanmak zorundadır. Ancak uzun süren hastalıkta haklı fesih, savunma alınmadan yapılabilirken (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı), sık sık hastalanmada geçerli fesih söz konusuysa, bu durum 'yeterlilik' veya 'verimlilik' ile ilişkilendirildiğinde savunma alma zorunluluğu gündeme gelebilir (öğretideki tartışmalara rağmen genel eğilim savunma gerekliliğidir).