Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.11.2017 tarihli kararında, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nda yer alan 'kanun boşluğu' kavramı ve bu boşluğun nasıl doldurulduğu açıklanmıştır. 'Bilinçli susma' (bilinçli boşluk) ile 'açık boşluk' (bilinçsiz boşluk) arasındaki farkı, sendika yetkisinin düşmesi bağlamında analiz ediniz. Bu analizin hukuki yorum metodolojisi açısından önemini tartışınız.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.11.2017 tarihli, 2017/2783 Esas ve 2017/1427 Karar sayılı kararı, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nda (6356 SK) yer alan bir 'kanun boşluğu' sorununu ve bunun nasıl doldurulduğunu inceleyerek, hukuki yorum metodolojisi açısından önemli bir örnek sunmuştur. **I. Kanun Boşluğu Kavramı:** Kanun boşluğu, hukuken çözüme varılması gereken bir konuda kanunda ne lafzî (sözel), ne de yorumla belirlenen içeriği itibarıyla uygulanabilir hiçbir hükmün bulunmaması durumudur (TMK m. 1). Yargıtay kararı, kanunun sözü ve özü ile birlikte yorumlanması gerektiğini, kanunun konuluş amacına uygun yorumun esas olduğunu belirtir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu 22.02.1997 T., 1996/1 E., 1997/1 K.). **II. 'Bilinçli Susma' (Bilinçli Boşluk) ile 'Açık Boşluk' (Bilinçsiz Boşluk) Arasındaki Fark:** * **Bilinçli Susma (Bilinçli Boşluk):** Kanun koyucunun bir meseleyi bilerek ve isteyerek düzenlememesi, yani olumsuz şekilde çözmesi durumudur. Bu durumda ortada bir kanun boşluğu yoktur; kanun koyucunun iradesiyle belirlenmiş bir çözüm vardır. Bu hallerde boşluk doldurma faaliyeti yerine, kanun hükmünün zıt anlamı itibarıyla uygulanması (argmentum a contrario) söz konusu olur (Oğuzman/Barlas, Medeni Hukuk, Giriş Kaynaklar Temel Kavramlar 22.Bası, İstanbul 2016, s. 98-99). * **Açık Boşluk (Bilinçsiz Boşluk):** Kanun koyucunun özen eksikliğinden dolayı, aslında düzenlemesi gereken bir hususta hüküm getirmeyi ihmal etmesi veya değişen durumlar sebebiyle bir boşluğun ortaya çıkmasıdır. Hukuk düzeninin bir kuralın varlığını gerektirmesine karşın, kanun bunu düzenlememişse 'açık boşluk'tan söz edilir. **III. Sendika Yetkisinin Düşmesi Bağlamında Kanun Boşluğu Analizi:** Karara konu olayda, 6356 SK'nın 75/6. maddesi, grevi uygulayan sendikanın üye sayısının dörtte üçünü kaybetmesi halinde grevin mahkeme kararı ile sona erdirilmesini düzenlemiş, ancak bu durumda sendikanın yetki belgesinin hükümsüz kalıp kalmayacağı konusunda bir hüküm getirmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu durumun 'bilinçli susma' değil, 'açık bir kanun boşluğu' olduğuna karar vermiştir. Gerekçe olarak şunları belirtmiştir: * Kanun'un 75. maddesinin gerekçesinde bu konuda bir açıklık bulunmamaktadır. * Yetkinin devam etmesi kabul edilirse, bundan sonraki aşamada ne yapılacağı, yetkinin daha ne kadar süre devam edeceği mevcut hükümler uyarınca belirlenemez ve Kanun'un sistematiğine bakarak da olanaklı değildir. Bu durum, toplu iş sözleşmesi düzeninin tıkanmasına ve işleyemez hale gelmesine yol açacaktır. * Doktrindeki görüşlerin dahi, kanunda düzenleme olmaması nedeniyle yetkinin düşmemesi gerektiğini savunanların bile, bu durumda bir kanun boşluğu bulunduğunu ve kanuni düzenleme yapılması gerektiğini belirtmesi, boşluğun varlığını desteklemektedir. **IV. Boşluğun Doldurulması ve Hukuki Yorum Metodolojisi:** Ortada bir açık kanun boşluğu olduğuna karar verildikten sonra, Hukuk Genel Kurulu TMK'nın 1. maddesi uyarınca 'kanun koyucu gibi hareket etme' ilkesini benimsemiştir. Bu aşamada hâkim, kıyas yoluna başvurmuştur. Kıyas, 'benzer olana benzer şekilde davranma' ilkesinin bir gereğidir. * **Kıyas Yoluyla Doldurma:** Kanun'un sistematiği incelendiğinde, sendikanın yetkisinin düşeceği hallerin genellikle sendikanın toplu pazarlıkta elindeki en etkin aracı olan grevi yapamamasına veya yapamaz hale gelmesine (örneğin grev kararı alınmaması/uygulanmaması, grev oylamasında hayır çıkması) bağlandığı görülmüştür. Dörtte üç oranında üye kaybı nedeniyle grevi mahkeme kararı ile sonlandırılan bir sendikanın da işçiler adına hareket gücünü yitirdiği ve grev yapamaz hale geldiği kabul edilmiştir. * **Amaçsal Yorumun Önemi:** Kurul, toplu iş sözleşmesi imzalama yetkisi için en büyük silahı olan grevi uygulama şansını yitiren bir işçi sendikasının yetki belgesinin geçerliliğini sürdürmesinde kanun koyucunun bir yarar görmediğini, aksinin yeni sendikal örgütlenmelerin önünü tıkayacağını ve işçilerin sendikal haklarını kullanmasını engelleyeceğini vurgulamıştır. Bu, kanunun ruhuna ve sendikal özgürlükler gibi anayasal ve uluslararası güvence altına alınmış hakların amacına uygun bir yorumdur (Anayasa m. 54, 90). Bu analiz, bir kanuni boşluğun varlığının tespiti, 'bilinçli susma' ile ayrıştırılması ve ardından kanunun genel sistematiği ve amacı doğrultusunda kıyas yoluyla boşluğun doldurulması sürecinin hukuki metodoloji açısından nasıl işlediğini göstermektedir.