HMK madde 145'te yer alan 'Sonradan Delil Gösterilmesi' yasağının temelindeki 'somutlaştırma yükü' ve 'dilekçelerin teatisi' aşamalarının rolünü açıklayınız. Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik içtihadını, özellikle dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil belirtmeyen veya ön inceleme aşamasında da delillerini sunmayan taraflar açısından nasıl yorumladığını belirtiniz.
HMK madde 145'te düzenlenen 'Sonradan Delil Gösterilmesi' yasağı, Türk Medeni Usul Hukuku'nda 'somutlaştırma yükü' ve 'dilekçelerin teatisi' aşamalarıyla yakından ilişkilidir ve yargılamanın etkinliğini sağlamayı amaçlar. **I. Somutlaştırma Yükü ve Dilekçelerin Teatisi Aşaması:** * **Somutlaştırma Yükü:** HMK, taraflara 'somutlaştırma yükü' getirmiştir. Bu, davacı ve davalıların, iddia ve savunmalarını dayandırdıkları vakıaları (olayları) somut olarak belirtme ve bu vakıaların hangi delillerle ispat edileceğini açıkça gösterme zorunluluğudur (HMK m. 119/1-f ve 129/1-e). Yargıtay kararlarında (örn. Yargıtay 2. HD. 02.07.2018 T. 2016/21309 E. 2018/8388 K.), bu düzenlemenin somutlaştırma yükünün bir gereği olduğu vurgulanmıştır. Genel ifadelerle delil belirtilmesi yeterli sayılmaz; hangi delillere dayanıldığı dilekçeden anlaşılmalıdır. * **Dilekçelerin Teatisi Aşaması:** HMK'da yargılama, dilekçelerin karşılıklı verilmesi (dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi ve ikinci cevap dilekçesi) aşamalarıyla başlar. Bu aşamada taraflar, iddia ve savunmalarını ortaya koyarken, dayandıkları tüm delilleri de (ellerinde bulunanları ekleyerek, başka yerden getirilecekleri belirterek) bildirmek zorundadırlar (HMK m. 121/1). **II. Ön İnceleme Aşaması ve Kesin Süre (HMK m. 140/5):** Dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra ön inceleme aşamasına geçilir (HMK m. 137). Bu aşamada mahkeme, dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını belirler ve tarafların delillerini sunmaları veya toplanması için gereken işlemleri yapar. HMK'nın 140/5. maddesi, bu aşamada taraflara dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için 'iki haftalık kesin süre' verilmesini emreder. Bu kesin süre içinde yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir. Bu, dilekçelerde 'gösterilen' delillerin 'sunulması' için tanınan son şanstır. **III. HMK Madde 145 ve Yargıtay'ın Yorumu:** HMK 145. madde ("Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler."), bu sistematiğin nihai sonucudur. Yargıtay içtihadı (örn. Hukuk Genel Kurulu 2017/2626 E., 2021/814 K.; Hukuk Genel Kurulu 2017/7-2097 E., 2017/894 K.), bu hükmü oldukça katı yorumlamaktadır: * **Delil Bildirme Hakkının Sınırlılığı:** Yargıtay, "dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil belirtmeyen, ön inceleme aşamasında da delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafların, tahkikat aşamasında delil bildirme haklarının olduğu şeklinde anlaşılması mümkün değildir" görüşündedir. Tahkikatın amacı delil toplamak değil, toplanan delilleri değerlendirmektir. * **HMK 145 İstisnalarının Dar Yorumu:** HMK 145'in ikinci cümlesindeki istisnalar (yargılamayı geciktirme amacı taşımama veya tarafın kusurundan kaynaklanmama), ancak 'tarafın etki alanı dışında kalan çok özel durumlar' için geçerli kabul edilmektedir (Pekcanıtez vd., s. 328, 332). Bu istisnalar, 'daha önce belirtilmeyen' deliller için değil, dilekçelerde 'gösterilen' ancak 'sunulması geciken' deliller için geçerlidir. Örneğin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 02.07.2018 tarihli kararında, dava dilekçesinde tanık deliline dayanmayan davacı kadının ön incelemeden sonra sunduğu tanık beyanlarının kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı belirtilmiştir. * **Yargılama Disiplini:** Bu katı yaklaşım, yargılamanın uzamasını önlemek, tarafların dilekçelerinde tüm iddia ve savunmalarını ve dayandıkları delilleri somutlaştırma yükümlülüğünü ciddi almasını sağlamak amacını taşır. İlk derece yargılaması sırasında süresinde sunulmayan belgelerin temyiz aşamasında sunulmasına izin vermenin, yargılama faaliyetini ciddiye almayanı veya uzatma amacını taşıyan kötü niyetli kişileri ödüllendirmek olacağı belirtilmiştir (Hukuk Genel Kurulu 03.05.2017 T., 2017/7-2097 E., 2017/894 K. karşı oy).