Ceza Muhakemesi Hukuku'nda 'davasız yargılama olmaz' ve 'yargılamanın sınırlılığı' ilkelerini açıklayınız. Bu ilkelerin iddianamenin rolü ve CMK madde 226'daki 'ek savunma hakkı' ile ilişkisini Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ışığında değerlendiriniz.
Ceza Muhakemesi Hukuku'nun temel ilkelerinden olan 'davasız yargılama olmaz' ve 'yargılamanın sınırlılığı', yargılama faaliyetinin sınırlarını belirler ve sanığın savunma hakkının güvencesini sağlar. **I. 'Davasız Yargılama Olmaz' İlkesi:** Bu ilke, mahkemelerin bir yargılama faaliyeti yapabilmesi ve hüküm kurabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davasının bulunması gerektiğini ifade eder. CMK'nın 170/1. maddesi uyarınca kamu davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianame ile açılır. İstisnai durumlar dışında, bir iddianame olmadan mahkeme kendiliğinden bir eylemi yargılayamaz veya hakkında hüküm veremez. Bu, mahkemelerin keyfi yargılamalar yapmasını engelleyen, iddia ve savunma makamlarının rollerini belirleyen önemli bir güvencedir. **II. 'Yargılamanın Sınırlılığı' İlkesi:** Bu ilke, yargılama faaliyetinin sadece iddianamede açıklanan fiil ve faille sınırlı olduğunu belirtir. CMK'nın 225/1. maddesi uyarınca, "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir." Yani mahkeme, iddianamede dava konusu edilen eylemin dışına çıkarak, dava edilmeyen bir fiil veya olaydan dolayı yargılama yapamaz ve hüküm kuramaz. Bu ilke, sanığın üzerine atılı suçu ve eylemi net bir şekilde bilmesini, savunmasını buna göre yapmasını ve sürpriz yargılamaların önüne geçilmesini sağlar. (Yargıtay CGK 17.06.2014 T., 1510-331 K.; 18.02.2014 T., 274-78 K.; 16.04.2013 T., 1307-151 K.) **III. İddianamenin Rolü:** İddianame, soruşturma aşamasında elde edilen delillerden ulaşılan sonuca göre iddia makamı (Cumhuriyet savcısı) tarafından hazırlanır ve CMK'nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirler. İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların ve fiillerin hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur (CMK m. 170/4). Bu sayede sanık, üzerine atılı suçu tam olarak anlar, savunmasını hazırlar ve delillerini sunar. **IV. CMK Madde 226 ve 'Ek Savunma Hakkı' ile İlişkisi:** 'Yargılamanın sınırlılığı' ilkesinin bir istisnası veya tamamlayıcısı olarak CMK'nın 226. maddesi, 'ek savunma hakkı'nı düzenler: * "Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez." (CMK m. 226/1). * Bu madde, iddianamede anlatılan fiil aynı kalmakla birlikte, fiilin hukuki nitelendirmesinin (yani hangi suçu oluşturduğunun) değişmesi durumunda mahkemeye sanığı o yeni suçtan mahkum etme yetkisi verir. Ancak bu, sanığa 'ek savunma hakkı' verilmesi koşuluna bağlıdır. Bu hak, sanığın değişen hukuki nitelendirme karşısında savunmasını yeniden düzenlemesine ve yeni deliller sunmasına imkan tanır. * Örneğin, iddianamede 'kasten öldürmeye teşebbüs' olarak nitelendirilen bir eylemin yargılama sırasında 'kasten yaralama' suçunu oluşturduğu kanaatine varılırsa, mahkeme sanığa ek savunma hakkı vererek kasten yaralamadan hüküm kurabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.06.2012 tarihli, 656-222 sayılı kararı da bu durumu açıkça teyit etmiştir: Sanık veya müdafiine ek savunma hakkı verilmek suretiyle değişen suç niteliğine göre hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. * CMK 226/4'e göre, ek savunma verilmesini gerektiren hallerde bildirimler varsa müdafie de yapılır ve müdafi sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Bu da savunma hakkının etkinliğini sağlar. **V. İlişkisel Değerlendirme:** 'Davasız yargılama olmaz' ve 'yargılamanın sınırlılığı' ilkeleri, ceza yargılamasında 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' prensiplerini güçlendirir, sanığın neyle suçlandığını tam olarak bilmesini ve savunma stratejisini buna göre oluşturmasını temin eder. CMK 226. maddedeki ek savunma hakkı ise, bu katı sınırlılık ilkesine esneklik getirerek, yargılama sürecinde ortaya çıkabilecek hukuki nitelendirme değişikliklerinde de sanığın adil yargılanma hakkının ihlal edilmeksizin doğru hükmün kurulmasına olanak tanır. İddianame dışında bir fiilin veya failin yargılanması söz konusu olduğunda ise, bu ilkeler gereği yeni bir suç duyurusu ve iddianame düzenlenmesi gerekir.