5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesinde düzenlenen 'Hükûmete Karşı Suç'un unsurlarını ve bu suçun 'Anayasayı İhlal' (TCK m. 309) ve 'Yasama Organına Karşı Suç' (TCK m. 311) suçları ile olan ilişkisini açıklayınız. Ayrıca, Yargıtay'ın bu suçları işleyen hâkim ve savcıların yargılanmasındaki görev ve yetki uyuşmazlıklarına ilişkin yaklaşımını, 'görevden doğan suç' ile 'kişisel suç' ayrımı bağlamında değerlendiriniz.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK), devletin anayasal düzenini ve işleyişini korumak amacıyla çeşitli suç tipleri öngörmüştür. TCK 312, 309 ve 311. maddeleri bu kapsamda yer alır. **I. Hükûmete Karşı Suç (TCK m. 312):** * **Unsurları:** TCK 312/1'e göre, "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir." Suç, bir teşebbüs suçu olup, fiili icra hareketlerinin tamamlanmasıyla (amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli icra hareketlerine başlanmasıyla) tam suç gibi cezalandırılır. Suçun konusu, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti'nin varlığı veya görevini icra etme kabiliyetidir. * **Korunan Hukuksal Değer:** TCK 309, 311 ve 312. maddelerinin her üçü açısından da korunan ortak hukukî değer, millet iradesine dayanan demokratik rejimdir (İzzet Özgenç, Suç Örgütleri, 10. Bası, Seçkin, Ankara 2017, s. 248-268). * **İçtima (Gerçek İçtima):** TCK 312/2'ye göre, "Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur." Bu hüküm, 'gerçek içtima' ilkesini benimsemiş olup, amaç suç (TCK 312) işlenirken işlenen diğer suçlardan da failin ayrıca sorumlu tutulacağını belirtir. **II. Anayasayı İhlal (TCK m. 309) ve Yasama Organına Karşı Suç (TCK m. 311) ile İlişkisi:** * **TCK m. 309 (Anayasayı İhlal):** Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmektir. Temel ve en geniş kapsamlı amaç suçtur. * **TCK m. 311 (Yasama Organına Karşı Suç):** Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmektir. * **İlişki:** Bu üç suç, demokratik rejime karşı işlenen suçlardır ve çoğu zaman birbirleriyle bağlantılı olarak veya tek bir eylemin birden fazla suça vücut vermesi şeklinde ortaya çıkabilir. Genellikle TCK m. 309 temel amaç suç olup, TCK m. 311 ve 312 ise bu amaç suçu gerçekleştirmeye yönelik araç eylemler olarak kabul edilebilir. Ancak TCK'nın benimsediği gerçek içtima ilkesi nedeniyle, bu suçların her biri için ayrı ayrı cezalandırma mümkündür. **III. Hâkim ve Savcıların Yargılanmasında Görev ve Yetki Uyuşmazlığı (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 10.10.2017 T., 2017/993 E., 2017/392 K. ve 13.03.2018 T., 2018/67 E., 2018/88 K.):** Hâkim ve savcıların işledikleri suçlarda soruşturma ve kovuşturma usulü 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nda (HSK) özel olarak düzenlenmiştir. Yargıtay, bu konudaki görev uyuşmazlıklarında 'görevden doğan veya görev sırasında işlenen suçlar' ile 'kişisel suçlar' arasında ayrım yapmaktadır. * **Görevden Doğan veya Görev Sırasında İşlenen Suçlar (HSK m. 82, 89, 90):** Bu suçlar için Adalet Bakanlığı'nın izni gereklidir. Soruşturma ve kovuşturma izin süreçleri sonrası, son soruşturma kararına bağlı olarak, birinci sınıfa ayrılmış olanlarla ağır ceza mahkemeleri heyetine dahil bulunan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının son soruşturmaları Yargıtay'ın görevli ceza dairesinde görülür. * **Kişisel Suçlar (HSK m. 93):** Bu suçlar için Adalet Bakanlığı'nın izni aranmaz ve soruşturma genel hükümlere göre ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür. Kovuşturma ise ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesi'nin bulunduğu yerdeki il Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılır. * **Ağır Ceza Mahkemesinin Görevine Giren Suçüstü Hâlleri (HSK m. 94):** Bu durumda hazırlık soruşturması genel hükümlere göre yapılır. Ancak kovuşturma makamı, suçun 'görevden doğan' mı yoksa 'kişisel' mi olduğuna göre belirlenir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, FETÖ/PDY gibi silahlı terör örgütüne üyelik suçunun 'mütemadi suç' (devam eden suç) olduğunu ve temadinin yakalanma anına kadar sürdüğünü vurgulamıştır. Bu tür suçlarda, yakalama anı itibarıyla 'ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hali'nin mevcut olduğu kabul edilir. Ancak, TCK 309, 311, 312 gibi amaç suçlar ile TCK 314/2 (silahlı örgüt üyeliği) suçları, failin kamu göreviyle bağlantılı ve görevden yararlanılarak işlenmesi zorunlu olmayan, 'özgü suç' niteliği taşımayan suçlardır. İddianamede, sanığın kişisel irade ve eylemleriyle örgüt üyesi olduğu ve örgüt üyeliğinden kaynaklanan hiyerarşi içinde hareket ettiği belirtiliyorsa, bu eylemler 'kişisel suç' olarak değerlendirilir. Yargıtay'ın ilk derece yargılaması yapma görevi istisnai ve görev suçlarıyla sınırlı olduğundan, bu tür 'kişisel suçlar' için yetkili mahkeme, ilgili ildeki Ağır Ceza Mahkemesidir. Ceza Genel Kurulu bu doğrultuda, İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararını kaldırarak, yerel ağır ceza mahkemesinin yargılama yapması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay CGK 13.03.2018 T., 2018/67 E., 2018/88 K.).