Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) madde 145'te düzenlenen 'Sonradan Delil Gösterilmesi' ilkesini ve bu ilkenin istisnalarını açıklayınız. Yargıtay uygulaması ışığında, özellikle yargılamayı geciktirme amacı taşımayan veya kusura dayanmayan hallerde delil sunumunun kabul edilebilirliği ve 'ödeme savunması'nın bu bağlamdaki özel durumu üzerine değerlendirme yapınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307730

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), yargılamanın makul sürede tamamlanması amacıyla delillerin belirli bir zaman dilimi içinde gösterilip sunulmasını esas almıştır. **I. 'Sonradan Delil Gösterilmesi' İlkesi (HMK m. 145):** HMK 145. maddenin birinci cümlesine göre: “Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler.” Bu kural, dilekçelerin karşılıklı verilmesi (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri) aşamasında delillerin bildirilmesini (HMK m. 119/1-f, 129/1-e) ve en geç ön inceleme duruşmasında sunulmasını (HMK m. 140/5) öngören sistematiğin bir sonucudur. Amaç, yargılamanın uzamasına yol açan gereksiz yere yeni delil sunumunun önüne geçmek ve tahkikatın etkinliğini sağlamaktır. Tahkikat, kural olarak delil toplamak değil, toplanan delilleri incelemek ve değerlendirmektir (Pekcanıtez H./ Atalay, O./ Özekes,M.: Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 3. Bası, Ankara 2015, s. 328, 332). **II. İlkenin İstisnaları (HMK m. 145/2. cümle):** HMK 145. maddenin ikinci cümlesi bu kurala iki istisna getirmiştir: “Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.” * **Yargılamayı Geciktirme Amacı Taşımama:** Delilin sunulmasındaki gecikmenin davayı uzatma niyetinden kaynaklanmaması gerekir. Mahkeme, bu durumu somut olayın koşullarına göre takdir eder. * **İlgili Tarafın Kususundan Kaynaklanmama:** Delilin süresinde sunulamamasının mücbir sebep, beklenmedik olay veya tarafın kontrolü dışındaki başka bir haklı nedene dayanması gerekir. Örneğin, delilin tarafın eline sonradan geçmesi veya varlığından sonradan haberdar olunması gibi durumlar bu kapsama girebilir. **III. Yargıtay Uygulaması ve 'Ödeme Savunması'nın Özel Durumu:** Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.05.2017 tarihli, 2017/7-2097 Esas ve 2017/894 Karar sayılı kararı, 'ödeme savunması' gibi davaya konu borcu söndüren nitelikteki belgelerin sunulması durumunda özel bir yaklaşım sergilemiştir. Kural olarak, yargılama aşamasında sunulmayan deliller temyiz veya karar düzeltme aşamasında dikkate alınmaz. Ancak, borcu söndüren (itfa edici) bir belgenin (örneğin makbuz, ibraname) yargılamanın henüz tamamlanmadığı hallerde temyiz aşamasında sunulması durumunda değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Gerekçe olarak, davayı inkar eden davalının savunmasının borcun bulunmadığı savunmasını da kapsadığı, bu nedenle davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine delillerini ikame etme hakkının ortadan kalkmadığı belirtilmiştir. Bu durum, 'savunmanın genişletilmesi yasağı'nın bir istisnası olarak görülmüştür. Karşı oyda belirtildiği üzere, aksi kabul, yargılama faaliyetini ciddiye almayan veya uzatma amacını taşıyan kişileri ödüllendirme olarak görülebilir, ancak çoğunluk kararı hukuki dinlenilme hakkı (HMK m. 27) ve adil yargılanma ilkesi (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) çerçevesinde bu istisnayı benimsemiştir. Özellikle, usulüne uygun kesin süre ihtarının yapılmadığı durumlarda, delillerin sunulması için verilen sürenin usulüne uygun olmadığı kabul edilerek, bu tür belgelerin değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.