4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca sağlık raporları nedeniyle yapılan derhal fesihlerde, işverenin fesihten önce işçiden savunma alma zorunluluğu olup olmadığını Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun içtihadı birleştirme kararı ışığında değerlendiriniz. Kararın gerekçelerini ve bu durumun 19. madde ile olan ilişkisini açıklayınız.
Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 19.10.2018 tarihli, 2017/9 Esas ve 2018/10 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararına göre, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince alınmış sağlık raporları nedeniyle yapılan derhal fesihlerde, işçiden savunma alınması gerekmemektedir. Kararın gerekçesi şu ana noktalara dayanmaktadır: 1. **Kanun Sistemi ve Amacı:** 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilmesi halinde savunma alınmasını düzenlerken, 25. maddenin ikinci fıkrası (ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık halleri) için savunma alma zorunluluğunu açıkça istisna tutmuştur. Ancak 25. maddenin son fıkrası, haklı nedenle derhal fesihlerde işçinin 18, 20 ve 21. madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabileceğini belirtirken, 19. maddeye atıfta bulunmamıştır. Bu durum, 19. maddenin yalnızca geçerli fesihlerde uygulanacağını, haklı fesihlerde (25. madde kapsamında) ise savunma alma zorunluluğunun bulunmadığını gösterir. Yasa koyucu, 25/II dışındaki bentlerde savunma alınmasını gerekli görmediği için, sadece 25/II'yi istisna olarak belirtmiştir (Süzek, 2018: 707-708). 2. **Savunma Almanın Amacı:** Savunma almanın temel amacı, işçinin feshe neden olabilecek iddiaları öğrenmesi, gerçeği ortaya çıkarması ve işverenin fesih kararını etkileyerek onu vazgeçirmesini sağlamaktır. Bu, işçinin davranış veya verimine ilişkin düzeltilebilecek olumsuzlukları gidermesine imkan tanır. Ancak işçiden kaynaklanmayan, onunla ilgisi bulunmayan veya işçinin üzerinde tasarruf edemeyeceği ya da değiştiremeyeceği durumlarda savunma alınmasının bir anlamı yoktur. İşçinin bekleme süresini aşan işe devamsızlığı, işçinin davranışı ya da verimi ile ilgili bir neden olmayıp, fiili bir durum teşkil etmektedir. İşçinin sağlık sorunlarının varlığı veya raporun sahteliği gibi durumlar (ki bunlar 25/II kapsamına girerdi) ileri sürülmediği sürece, savunma almanın pratikte bir faydası bulunmamaktadır (Dulay Yangın, a.g.m., s.2052). 3. **ILO 158 Sayılı Sözleşme ile Uyumluluk:** ILO 158 Sayılı Sözleşme’nin 7. maddesi, işçinin tutumu ve verimi ile ilgili nedenlerle yapılan fesihlerde savunma fırsatı verilmesini öngörmekle birlikte, işverenden makul ölçülere göre beklenemeyecek halleri istisna tutar. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesinin gerekçesinde de işçinin zihinsel veya bedensel yetersizliği gibi durumlarda savunma alınmasının işverenden beklenemeyeceği belirtilmiştir. İşçinin bekleme süresini aşan işe devamsızlığı, bu tür bir bedensel yetersizlik hali olarak kabul edilerek savunma alma zorunluluğunun dışında tutulmuştur.