Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin görüşü ile Ceza Genel Kurulu'nun görüşü arasında, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki davalarda Bakanlığa bildirim zorunluluğu konusunda ortaya çıkan içtihat farklılığı, 'kanunların yorumlanması' yöntemleri açısından nasıl bir farklılığı yansıtmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307720

Bu içtihat farklılığı, temelde iki farklı hukuki yorum metodunun çatışmasını yansıtmaktadır: 1) Lafzi (Sözel) ve Sistematik Yorum (14. CD Görüşü): Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin yaklaşımı, öncelikle kanunun lafzına (metnine) odaklanmaktadır. 6284 sayılı Kanun'da açık bir 'ihbar' yükümlülüğü yazmadığı tespit edilmektedir. Ardından, kanunun sistematiği incelenmekte; benzer şekilde katılma hakkı veren diğer özel kanunlarda (5607, 5411 vb.) bu ihbar yükümlülüğünün açıkça düzenlendiği, ancak 6284'te düzenlenmediği görülerek, bunun kanun koyucunun bilinçli bir tercihi olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu, daha çok metne bağlı, şekli bir yorum yöntemidir. 2) Amaçsal (Gai) ve Hak Temelli Yorum (CGK Görüşü): Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yaklaşımı ise kanunun lafzından çok amacına (ratio legis) odaklanmaktadır. 6284 sayılı Kanun'un amacının şiddet mağdurlarını etkin bir şekilde korumak olduğu, Bakanlığa tanınan katılma hakkının bu amaca hizmet ettiği belirtilmektedir. Bu hakkın etkin kullanılabilmesi için davadan haberdar olmanın zorunlu olduğu, bu zorunluluğun CMK'daki mağdur ve şikayetçi hakları (m. 234) ile birlikte ve Anayasa'daki hak arama hürriyeti çerçevesinde yorumlanması gerektiği savunulmaktadır. Bu, daha çok kanunun ruhuna ve koruduğu hakların özüne odaklanan bir yorum yöntemidir. (YİBGK, E. 2019/6, K. 2019/7 metnindeki görüş özetleri)