Bir iş davasında mahkeme, davalı vekiline delillerini sunması için verdiği kesin sürenin sonuçlarını ihtar etmemiştir. Davalı vekili süreyi kaçırmış ve mahkeme davayı davacı lehine sonuçlandırmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/7-2097 sayılı kararının çoğunluk görüşüne göre, bu durum neden bir bozma nedenidir?
YHGK'nın anılan kararının çoğunluk görüşüne göre, bu durum 'usulüne uygun bir kesin süre' verilmediği için bir bozma nedenidir. HMK'ya göre bir sürenin 'kesin' sayılabilmesi ve kaçırılması halinde hak kaybı sonucunu doğurabilmesi için, sürenin sonuçlarının tarafa veya vekiline açıkça ihtar edilmesi gerekir. Kararın çoğunluk görüşü, bu ihtarın yapılmamasının, verilen süreyi 'kesin süre' olmaktan çıkardığını ve adi bir süreye dönüştürdüğünü kabul etmektedir. Bu nedenle, davalının bu usulsüz süreye dayanarak delil sunma hakkının kısıtlandığı ve bu usuli eksikliğin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, usulsüz süreye dayanılarak davalının sonradan (temyiz aşamasında) sunduğu delillerin (ödeme bordrolarının) dikkate alınması gerektiği ve bu yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. (YHGK, E. 2017/7-2097, K. 2017/34)