Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 2019/6 E. sayılı kararının gerekçesinde, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki davalarda mahkemenin Bakanlığa ihbar yükümlülüğü olmadığı sonucuna varılırken, Anayasa'nın 10, 40 ve 41. maddelerine nasıl bir anlam yüklenmiştir?
Kararda bu Anayasa maddelerine, Bakanlığa tanınan katılma hakkının temelini ve meşruiyetini açıklamak için atıf yapılmıştır. Ancak bu maddeler, mahkemeye bir ihbar yükümlülüğü getirdiği şeklinde yorumlanmamıştır. Gerekçede (özellikle Ceza Genel Kurulu'nun görüşü aktarılırken) şu şekilde bir anlam yüklenmiştir: 1) Anayasa m. 10 (Eşitlik İlkesi ve Pozitif Ayrımcılık): Kadınların ve çocukların şiddete karşı korunması için devletin alacağı özel tedbirlerin (Bakanlığın katılması gibi) eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağını, bilakis bir 'pozitif ayrımcılık' gereği olduğunu gösterir. 2) Anayasa m. 41 (Ailenin ve Çocukların Korunması): Devletin, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin anayasal bir temelinin olduğunu ve Bakanlığın bu görevi yerine getirdiğini gösterir. 3) Anayasa m. 40 (Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması): Mağdurların hak arama yollarına etkin bir şekilde erişiminin sağlanması gerektiğini ve Bakanlığın katılmasının bu amaca hizmet ettiğini belirtir. Ancak Kurul, bu anayasal temellerin, kanunda açıkça yazmayan bir 'ihbar yükümlülüğünü' mahkemelere yüklemek için yeterli olmadığı, zira kanun koyucunun bu hakkın kullanımı için başka mekanizmalar (kolluk bildirimi vb.) öngördüğü sonucuna varmıştır. (YİBGK, E. 2019/6, K. 2019/7)