Bir ceza davasında, sanığın eyleminin TCK m. 312'de düzenlenen 'Hükûmete Karşı Suç'u oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken, sanığın eylemlerinde 'cebir ve şiddet' unsurunun bulunup bulunmadığı nasıl tespit edilir? Sadece örgüt üyesi olmak ve örgütsel toplantılara katılmak bu unsur için yeterli midir?
Cebir ve şiddet unsuru, TCK m. 309, 311 ve 312'deki suçların maddi unsurudur ve bu unsur olmadan bu suçlar oluşmaz. Cebir ve şiddet, fiziki güç kullanımı, silah kullanımı veya insanları bu yolla baskı altına alarak iradelerini sakatlamayı ifade eder. Bu unsurun tespiti, somut olayın özelliklerine göre yapılır. Yargıtay'ın FETÖ/PDY davalarındaki yaklaşımına göre, örgütün nihai amacının cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni devirmek olduğu kabul edilmektedir. Örgütün bu nihai amacını gerçekleştirmek için 15 Temmuz 2016'da başvurduğu cebir ve şiddet eylemleri (darbe girişimi), tüm örgüt üyelerine teşmil edilebilir. Sadece örgüt üyesi olmak ve örgütsel toplantılara katılmak, tek başına cebir ve şiddet unsurunu oluşturmaz. Ancak, failin bu üyelik ve faaliyetlerinin, örgütün cebir ve şiddet kullanma amacını bilerek ve bu amaca hizmet ederek gerçekleştiği ispatlanırsa, fail, örgütün işlediği veya işlemeyi amaçladığı cebir ve şiddet eylemlerinden, iştirak kuralları çerçevesinde sorumlu tutulabilir. Yani, sanığın bizzat cebir ve şiddet uygulaması şart değildir; örgütün bu nitelikteki eylemlerine iştirak etmesi yeterlidir. (YCGK, E. 2017/993, K. 2017/392)