Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/1-329 sayılı kararında, sanıkların eyleminin 'tasarlayarak öldürme suçuna azmettirme' olarak nitelendirilmesine rağmen, mahkumiyet için yeterli delil bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi bu kararda nasıl bir rol oynamıştır?
'Şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi, kararın temelini oluşturmuştur. Ceza Genel Kurulu, sanıklarla maktul arasında husumet bulunması, tehdit iddiaları ve olayda kullanılan aracın sanıklardan biriyle ilişkilendirilmesi gibi delillerin, sanıkların suçu azmettirdiği yönünde 'bir şüphe' oluşturduğunu kabul etmiştir. Ancak, ceza yargılamasında mahkumiyet için şüphe yeterli değildir; suçun 'her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı' delillerle ispat edilmesi gerekir. Kararda, maktulün başka husumetlilerinin de olması, olayı gerçekleştiren tetikçinin bulunamaması, kilit tanıkların beyanlarındaki çelişkiler ve sanıkların inkârı gibi hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanıkların azmettirici olduğuna dair şüphenin aşılamadığı ve mahkumiyet için gereken kesinlik düzeyine ulaşılamadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, mevcut şüphe sanıklar lehine yorumlanarak, mahkumiyet hükmünün bozulması ve sanıkların beraat etmesi gerektiği belirtilmiştir. (YCGK, E. 2016/1-329, K. 2016/251)