Bir iş davasında davalı işveren, temyiz aşamasında sunduğu ücret bordrolarının dikkate alınmasını istemektedir. Davalı vekiline delillerini sunması için verilen kesin sürenin usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, temyizde sunulan bu belgelerin dikkate alınması, 'gizli, hileli veya gayrı meşru bir yöntemle' dava açan tarafı himaye etmek anlamına gelir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/7-2097 sayılı kararındaki karşı oy bu konuda ne savunmaktadır?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun anılan kararındaki karşı oy, bu soruyu olumsuz yanıtlamaktadır. Karşı oya göre, davacının alacaklı olmadığı halde dava açması, gizli veya hileli bir yöntem değildir; bilakis, hukuki dinlenilme hakkının geçerli olduğu bir yargılama sistemi içinde, kanunun kendisine tanıdığı bir hakkı kullanmasıdır. Davalının görevi, süresi içinde delillerini sunarak bu iddianın haksızlığını ispatlamaktır. Eğer davalı, usulüne uygun kesin süreye rağmen delillerini sunmayarak davanın aleyhine sonuçlanmasına neden olmuşsa, bu kendi ihmalinin bir sonucudur. Haksız dava açan tarafa karşı uygulanacak yaptırım, HMK m. 329'da (kötü niyetli davanın giderleri ve disiplin para cezası) özel olarak düzenlenmiştir. Temyiz aşamasında belge sunulmasına izin vermek, yargılama faaliyetini ciddiye almayan veya kötü niyetli olan tarafı ödüllendirmek anlamına gelecektir. Bu nedenle, usulüne uygun (karşı oya göre) bir kesin süreye uymayan davalının temyizde sunduğu belgeler dikkate alınmamalıdır. (YHGK, E. 2017/7-2097, K. 2017/34, Karşı Oy)