Uyuşturucu madde kullanma suçunun ispatında, maddenin ele geçirilemediği durumlarda sanığın soyut ikrarının mahkumiyet için yeterli olmadığı Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2020/1319 K. sayılı kararında belirtilmiştir. Sanığın ikrarının tek başına delil olarak kabul edilmemesinin altında yatan temel ceza muhakemesi ilkeleri nelerdir? Maddenin niteliğinin belirlenememesinin, suçun maddi unsurunun oluşumuna etkisi nedir?
Sanığın soyut ikrarının, uyuşturucu madde ele geçirilemediği durumlarda mahkumiyet için tek başına yeterli olmamasının altında yatan temel ceza muhakemesi ilkeleri şunlardır: 1. **Maddi Gerçeğe Ulaşma İlkesi:** Ceza muhakemesinin amacı şekli gerçekle değil, maddi gerçekle yetinmektir. Sanığın ikrarı, her zaman maddi gerçekle örtüşmeyebilir. Sanık, başkasını korumak, baskı altında olmak veya başka nedenlerle gerçeğe aykırı ikrarda bulunabilir. 2. **Delillerin Serbestçe Değerlendirilmesi İlkesi (CMK m. 217):** Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilip huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. İkrar, tek başına mutlak bir delil değildir; diğer yan delillerle desteklenmesi gerekir. 3. **Şüpheden Sanık Yararlanır (In Dubio Pro Reo) İlkesi:** Suçun işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığında sanığın beraatine karar verilmelidir. Soyut ikrar, şüpheyi tamamen ortadan kaldırmaz. Bu durumun, suçun maddi unsuruna etkisi ise şöyledir: TCK m. 191'de düzenlenen suçun konusu 'uyuşturucu veya uyarıcı madde'dir. Bir maddenin bu nitelikte olup olmadığı, ancak bilimsel yöntemlerle (kriminal laboratuvar analizi) tespit edilebilir. Madde ele geçirilemediğinde, sanığın 'esrar kullandım' şeklindeki ikrarı, kullandığı maddenin gerçekten de TCK anlamında yasaklanmış bir uyuşturucu madde olduğunu ve hangi türde olduğunu ispatlamaz. Belki de sanık, yasal olan ama uyuşturucu sandığı bir madde kullanmıştır. Maddenin niteliği, yani suçun maddi konusunun yasaklı bir madde olduğu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığı için, suçun maddi unsuru oluşmamış sayılır. Bu nedenle Yargıtay, ele geçirilemeyen madde ve tıbbi tespitin yokluğunda, soyut ikrara dayalı mahkumiyeti bozmaktadır. (Bkz: Yargıtay 10. Ceza Dairesi - K.2020/1319)