Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/21309 E. sayılı kararında, usulüne aykırı olarak dinlenen tanık beyanlarına dayalı boşanma davasının kabul edilmesi 'usul ve kanuna aykırı' bulunmuş, ancak 'bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir' denilmiştir. Bu ifade, temyiz incelemesinin hangi ilkesini yansıtmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307623

Bu ifade, medeni usul hukukundaki 'taleple bağlılık ilkesi'nin temyiz incelemesindeki yansımasıdır. Yargıtay, kural olarak, temyiz dilekçesinde taraflarca ileri sürülmeyen hususları re'sen (kendiliğinden) inceleyip bozma nedeni yapamaz. Kararda, mahkemenin, dilekçede dayanılmayan tanıkları dinleyerek kusur belirlemesi ve boşanmaya karar vermesi temelden hatalı bulunmuştur. Normalde bu durum tek başına bir bozma nedenidir. Ancak, davalı taraf (temyiz eden), temyiz dilekçesinde bu usuli aykırılığa (tanık deliline dayanılmadığı halde tanık dinlenmesine) itiraz etmemiştir. Temyiz itirazları başka konulara (örneğin tazminatlara) yöneliktir. Yargıtay da taleple bağlı olduğu için, temyiz edilmeyen bu usuli hatayı bir bozma nedeni olarak değil, sadece karardaki bir yanlışlık olarak belirtmekle yetinmiştir. Bu, kamu düzenine ilişkin mutlak bozma nedenleri dışında, Yargıtay'ın tarafların talepleriyle sınırlı bir inceleme yaptığını gösterir. (Yargıtay 2. HD, E. 2016/21309, K. 2018/8388)