Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/1-329 E., 2016/251 K. sayılı kararında, sanıklar hakkında daha önce verilen beraat kararının usule ilişkin bir nedenle bozulmasından sonra, yerel mahkemenin yeni bir delil toplamadan, beraat kararında yer alan delilleri bu kez mahkumiyet gerekçesi olarak kullanması neden eleştirilmiştir? Bir kararın gerekçesinin taşıması gereken nitelikler nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307576

Yargıtay CGK'nın ilgili kararında (Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında belirtildiği üzere) bu durum, kararın gerekçesizliği ve keyfilik olarak eleştirilmiştir. Anayasa'nın 141. ve CMK'nın 34. maddeleri uyarınca mahkeme kararları gerekçeli olmak zorundadır. Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak açıklanmasıdır. Bir mahkemenin, aynı delilleri daha önce 'sanıkların suç işlediğine dair yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı' şeklinde yorumlayıp beraat kararı verdikten sonra, sırf usuli bir bozma üzerine bu kez aynı delilleri 'sanıkların suç işlediğini gösterdiği' şeklinde yorumlayarak mahkumiyet kararı vermesi, çelişkili ve keyfi bir durumdur. Mahkemenin, beraat kararından mahkumiyete dönerken, bu dönüşü haklı kılacak yeni bir delil veya beraat kararındaki değerlendirmenin neden hatalı olduğuna dair somut, denetlenebilir, inandırıcı ve tatmin edici bir gerekçe sunması gerekir. Aksi halde verilen karar 'yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye' dayanmamış olur. (YCGK, E. 2016/1-329, K. 2016/251)