Bir hakim veya savcının, TCK m. 309 (Anayasayı İhlal) ve m. 314 (Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma) suçlarını işlediği iddiasıyla yürütülen soruşturmada, bu suçların 'kişisel suç' mu yoksa 'görev suçu' mu sayılacağı, yargılamayı yapacak mahkemenin (görevli mahkeme) belirlenmesi açısından neden önemlidir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/993 E. sayılı kararındaki yaklaşımı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307560

Bu ayrım, görevli mahkemenin belirlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na göre: 1) Görev Suçları: Hakim ve savcıların görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlarda, birinci sınıf olanlar için yargılama yeri Yargıtay'ın ilgili ceza dairesidir (m. 90). 2) Kişisel Suçlar: Kişisel suçlarda ise yargılama, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki ağır ceza mahkemesinde yapılır (m. 93). Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/993 E. sayılı kararında, FETÖ/PDY üyeliği ve bu üyelik kapsamında işlendiği iddia edilen TCK m. 309, 311, 312 gibi suçların 'kişisel suç' niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Gerekçe olarak, bu suçların herhangi bir kamu göreviyle bağlantılı ve görevden yararlanılarak işlenmesi zorunlu olmayan, 'özgü suç' niteliği taşımayan suçlar olduğu belirtilmiştir. Sanığın eylemlerini hakimlik/savcılık sıfatından bağımsız, bir örgüt üyesi olarak örgütsel hiyerarşi içinde gerçekleştirdiği kabul edilmiştir. Bu nedenle, bu suçlardan yapılacak yargılamanın Yargıtay'da değil, 2802 sayılı Kanun'un 93. maddesi uyarınca yetkili ağır ceza mahkemesinde yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. (YCGK, E. 2017/993, K. 2017/392)