6284 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmeliği uyarınca şiddet olaylarının Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bildirilmesine ilişkin ne gibi mekanizmalar kurulmuştur? Bu mekanizmaların varlığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun mahkemelerin ayrıca bir ihbar yükümlülüğü olmadığı yönündeki kararını nasıl etkilemiştir?
6284 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler, Bakanlığın şiddet olaylarından erken aşamada haberdar olması için çeşitli mekanizmalar öngörmüştür: 1) Genel İhbar Yükümlülüğü: Kanunun 7. maddesine göre herkes şiddet tehlikesini resmi makamlara ihbar edebilir. 2) Tedbir Kararlarının Bildirimi: Kanunun 10. maddesi uyarınca, mahkeme veya mülki amir tarafından alınan koruyucu/önleyici tedbir kararları derhal Bakanlığın il ve ilçe müdürlüklerine bildirilir. 3) Kolluğun Bildirim Yükümlülüğü: Uygulama Yönetmeliği'nin 5. maddesi uyarınca kolluk, kendisine intikal eden her olayı gecikmeksizin Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri'ne (ŞÖNİM) bildirmek zorundadır. Bu mekanizmalar, Bakanlığın henüz soruşturma aşamasındayken olaylardan haberdar olmasını sağlamaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu, bu erken bildirim mekanizmalarının varlığını, mahkemelere kovuşturma aşamasında ayrıca bir ihbar yükümlülüğü getirilmemesinin bilinçli bir tercih olduğu yönündeki argümanını destekleyici bir unsur olarak kullanmıştır. Bakanlık zaten olaydan haberdar olduğu için, katılma hakkını kullanıp kullanmamak kendi takdirindedir ve mahkemenin tekrar bir bildirim yapmasına gerek yoktur. (YİBGK, E. 2019/6, K. 2019/7)