6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, grevdeki bir sendikanın yetki tespiti tarihindeki üyelerinin dörtte üçünü kaybetmesi halinde grevin mahkeme kararıyla sona erdirileceğini (m. 75/6) düzenlemiş, ancak bu durumda yetki belgesinin akıbeti hakkında bir hüküm getirmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu durumu 'bilinçli susma' mı yoksa 'kanun boşluğu' olarak mı yorumlamıştır ve bu yorumun sonucunda hangi hukuki yöntemi uygulamıştır?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/2783 E., 2017/1427 K. sayılı kararında bu durumu 'kanun boşluğu' olarak yorumlamıştır. Kurul'a göre, kanun koyucunun bu konuda bir düzenleme yapmamış olması, yetkinin devam edeceği anlamına gelen 'bilinçli bir susma' değildir; çünkü yetkinin ne kadar süre devam edeceği gibi konular belirsiz kalmakta ve bu durum toplu iş sözleşmesi düzenini tıkayabilmektedir. Bu nedenle ortada bir 'açık kanun boşluğu' olduğuna karar veren YHGK, bu boşluğu doldurmak için 'kıyas' yöntemine başvurmuştur. Kanunun sistematiğini inceleyerek, grev silahını çeşitli nedenlerle (süresinde grev kararı almama, greve başlamama vb.) kullanamaz hale gelen sendikanın yetkisinin düştüğünü düzenleyen diğer maddelerle (6356 S.K. m. 46, 47, 49, 60 vb.) bu durumu kıyaslamıştır. Sonuç olarak, grev gibi en temel mücadele aracını üye kaybı nedeniyle mahkeme kararıyla yitiren bir sendikanın yetki belgesinin de hükmünün kalmayacağına, yani yetkisinin düşeceğine karar vermiştir. (YHGK, E. 2017/2783, K. 2017/1427)