Uyuşturucu madde kullanma suçunda denetimli serbestlik ihlali nedeniyle kamu davası açıldığında, Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin K.2017/233 sayılı kararı, sanığın yokluğunda karar verilebilmesi için kendisine gönderilecek davetiyede 'gelmediği takdirde denetimli serbestlik tedbirine uymadığı kabul edilerek hakkında cezaya hükmolunacağı' uyarısının bulunması gerektiğini belirtmektedir. Bu özel ihtaratın (uyarının), CMK'daki genel 'gelmese de yokluğunda duruşma yapılabileceği' ihtarından farkı nedir? Bu özel uyarının amacı ve hukuki dinlenilme hakkı açısından önemi nedir?
Yargıtay'ın aradığı bu özel ihtarat, CMK'daki genel ihtardan nitelik olarak farklıdır ve denetimli serbestlik ihlali davalarının özgün yapısından kaynaklanır. **Farkları:** 1. **Genel İhtar (CMK m. 195):** Sanığa, duruşmaya gelmese bile yokluğunda yargılamanın devam edip bir karar verileceğini bildirir. Bu, usuli bir bilgilendirmedir ve sanığın yokluğunun sonuçlarına odaklanır. 2. **Özel İhtar (TCK m. 191 İhlal Davası):** Bu ihtarat, sadece usuli bir sonucu değil, 'maddi bir sonucu' da içerir. Sanığa, duruşmaya gelip mazeretini bildirmemesinin, denetimi ihlal ettiği iddiasının 'kabulü' anlamına geleceğini ve doğrudan 'cezaya hükmolunabileceğini' ihtar eder. Yani, sanığın yokluğu, aleyhine bir 'karine' olarak değerlendirilecektir. **Amacı ve Önemi:** Bu özel uyarının amacı, sanığın 'hukuki dinlenilme hakkını' (Anayasa m. 36, HMK m. 27) tam olarak güvence altına almaktır. Denetimli serbestlik ihlali davalarında temel uyuşmazlık, sanığın yükümlülüklere uymamasının haklı bir mazerete dayanıp dayanmadığıdır. Sanığın bu konuda beyanda bulunması hayati önem taşır. - **Savunma Hakkının Korunması:** Sanık, duruşmaya gelmemesinin sadece yargılamanın devam etmesi değil, aynı zamanda ihlal iddiasının doğruluğunun kabulü gibi ağır bir sonuca yol açacağını bilmelidir. Bu uyarı, sanığı duruşmaya gelerek savunmasını yapmaya veya en azından geçerli bir mazeret sunmaya teşvik eder. - **Adil Yargılanma:** Sanığa, yokluğunun esasa ilişkin sonuçlarını açıkça bildirmek, yargılamanın adil ve şeffaf yürütülmesinin bir gereğidir. Sanık, sessiz kalmasının veya duruşmaya katılmamasının, aleyhine bir delil olarak yorumlanacağını önceden bilme hakkına sahiptir. Yargıtay, bu özel ihtaratı aramamak suretiyle verilen mahkumiyet kararlarını, sanığın savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle bozmaktadır. (Bkz: Yargıtay 20. Ceza Dairesi – K.2017/233)