Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 18.10.2017 tarihli, 2016/2986 E., 2017/7633 K. sayılı kararını, "Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme" suçu ile "Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma" suçu arasındaki vasıflandırma farkı ve 6352 sayılı Kanun'daki "kovuşturmanın ertelenmesi" hükümleri açısından değerlendiriniz.
Bu Yargıtay kararı, sanığın mağdurenin bilgisi ve rızası dışında sahte facebook hesabı açarak resmini profiline eklemesi olayını incelemiştir. Kararda: 1. **Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme**: Mağdurun kişisel veri niteliğindeki resmini, facebook gibi birden fazla kişi tarafından algılanabilen bir sosyal paylaşım sitesi üzerinden hukuka aykırı olarak yayımlayan sanık hakkında, karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6352 Sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri gereğince "kovuşturmanın ertelenmesine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin mahkumiyet hükmü kurulması bozma nedeni sayılmıştır. Bu hüküm, belirli suçlarda kovuşturmanın ertelenmesi şartlarını (CMK m.171) hatırlatır. 2. **Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma**: Sanığa isnat edilen mağdurun akrabalarına mağdurla ilgili dedikodu yapma eyleminin, mağdurun soyut iddiası dışında delil bulunmadığı ve ancak TCK m.125'teki hakaret kapsamında değerlendirilebileceği belirtilerek, unsurları oluşmayan TCK m.123/1'deki suçtan mahkumiyet kararının verilmesi de bozma nedeni olarak kabul edilmiştir. Bu, suç vasfının doğru belirlenmesinin önemini gösterir.