Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11.10.2017 tarihli, 2015/4818 E., 2017/8842 K. sayılı kararını, "muvazaa" davalarının niteliği ve İİK m.277 vd. hükümlerindeki "iptal davası"ndan farkı açısından değerlendiriniz. Ayrıca, muvazaa davalarında "aciz belgesi" şartının aranmamasını açıklayınız.
Bu karar, BK m.19'a dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali davasına ilişkindir. Karar, HMK m.33 uyarınca hâkimin hukuki nitelendirme yapma yetkisini vurgular. Muvazaa davası ile İİK m.277 vd. maddelerindeki "iptal davası" arasındaki farkı açıklar: * **İptal Davaları (İİK m.277 vd.)**: Borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. * **Muvazaa Davası (TBK m.19)**: Borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Bu davalarda, davacının alacağının varlığı ve bu alacağın tahsilini engelleme amacıyla danışıklı işlem yapılması yeterlidir. Muvazaa davalarında davacının icra takibine geçmesi ve "aciz belgesi" almasına gerek yoktur. Zira muvazaa, işlemin özünde geçersiz olduğunu iddia ederken, iptal davası özünde geçerli olan bir tasarrufu icra hukuku yönünden etkisiz hale getirmeyi hedefler. Karar, borçlunun eski eşi tarafından açılan mal kaçırma amaçlı muvazaalı satış iddiasını da incelemiştir.