7. Yargı Paketi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) temyiz ve istinaf sürelerinin başlangıcında "tefhim" usulünün kaldırılmasının pratik sonuçlarını ve "süre tutum dilekçesi"ne etkisini açıklayınız.
7. Yargı Paketi ile HMK m.43/2, m.44/2 ve m.398/5 gibi maddelerde yapılan değişikliklerle, istinaf ve temyize başvuru sürelerinin başlangıcında "tefhim" (kararın yüze karşı okunarak bildirilmesi) usulü artık öngörülmemektedir. Süreler doğrudan "tebliğ" tarihinden itibaren başlamaktadır. Bu değişikliğin pratik sonucu, yargılamanın önemli bir unsuru olan "süre tutum dilekçesi" kurumunun anlamını yitirmesidir. Zira süre tutum dilekçesi, kararın tefhimiyle başlayan kısa süreli temyiz/istinaf sürelerini kaybetmemek için verilen bir dilekçeydi. Artık süre tebliğ ile başladığından, bu tür bir dilekçeye gerek kalmamıştır, bu da uygulamada basit hataların önüne geçmeyi hedefleyen bir düzenlemedir.