Kara para aklama suçunda "öncül suç"un varlığına ilişkin Yargıtay içtihatlarını ve bu bağlamda "nisbi muhakeme" kavramını tartışınız. Yazarın nisbi muhakemeye yönelik eleştirisi nedir?
Kara para aklama suçunun oluşumu için "öncül suçun" varlığı zorunludur ve bu öncül suçun tüm unsurları ile oluşup oluşmadığı önem taşır (TCK m.282, alt sınırı 6 ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suç). Yargıtay içtihadına göre, aklama suçundan mahkumiyet kararı verildiğinde, aklamaya konu iktisadi değerlerin hangi öncül suçlardan elde edildiği iddialarının açık ve ayrı ayrı tartışılması gerekir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 31.05.2017, 2017/1360 E., 2017/4303 K.). Yargıtay, öncül suçla ilgili soruşturma sonucunun bekletici mesele yapılmasını veya nisbi muhakemenin (sınırlı hallerde, örn. sanığın ölümü, zamanaşımı, kamu davasının açılmaması gibi) uygulanabileceğini belirtmiştir (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 29.12.2010, 2009/15629 E., 2010/17189 K.). Yazar, kara para aklama suçunda öncül suça ilişkin mahkemelerin nisbi muhakeme yoluyla karar vermesinin Anayasa m.37'deki kanuni hakim güvencesine aykırı olacağını savunur. Varsayıma dayalı bu muhakemenin, CMK m.170, m.174'e göre usule uygun iddianame olmadığı için ve "davasız yargılama olmaz" prensibini güvence altına alan CMK m.225'e aykırı olduğunu, dolayısıyla hukuka uygun olmadığını belirtir. Bu tür bir kurgu davanın "kanunilik" ilkesini de ihlal edeceğini ifade eder.