Metinde, 7. Yargı Paketi ile kira ilişkisinden, kat mülkiyetinden ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıkların dava şartı arabuluculuk kapsamına alındığı belirtilmektedir. Bu düzenlemenin, bu tür uyuşmazlıkların çözüm sürecine etkileri ne olabilir? Bu alanların seçilmesinin arkasındaki muhtemel gerekçeler nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307165

Bu düzenlemenin çözüm sürecine temel etkisi, bu alanlardaki uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan önce bir arabulucu önünde görüşülmesini zorunlu kılarak, yargının iş yükünü azaltmayı ve taraflara daha hızlı, daha az masraflı ve daha barışçıl bir çözüm imkanı sunmayı hedeflemesidir. Bu alanların seçilmesinin arkasındaki muhtemel gerekçeler şunlardır: 1) Yüksek Dava Sayısı: Kira, kat mülkiyeti (aidat, ortak alan kullanımı vb.) ve komşuluk (gürültü, rahatsızlık verme vb.) ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, sulh hukuk mahkemelerinin iş yükünün çok önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu davaların bir kısmının arabuluculukta çözülmesi, mahkemeleri rahatlatacaktır. 2) Devam Eden İlişkiler: Bu uyuşmazlıklar genellikle, taraflar arasındaki ilişkinin (kiracı-ev sahibi, komşuluk) devam ettiği durumlardır. Yargılama süreci, bu ilişkileri daha da yıpratabilir. Arabuluculuk ise, tarafların iletişim kurarak, ilişkilerini koruyacak çözümler üretmelerine olanak tanır. 3) Duygusal Boyut: Komşuluk ve kat mülkiyeti uyuşmazlıkları genellikle hukuki olmaktan çok kişisel ve duygusal bir boyuta sahiptir. Arabuluculuk, bu duygusal boyutun da ele alınarak daha kalıcı ve tatmin edici çözümler bulunması için uygun bir platform sunar (Kaynak: 7.yargı-paketi-ile-ozel-hukukta-ongorulen-degisiklikler).