TCK m.123'te düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun işlenmesi için, failin eylemleri sonucunda mağdurun huzur ve sükununu fiilen bozulmuş olması şart mıdır? Suçun 'elverişlilik' unsuru bu bağlamda ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307163

Hayır, mağdurun huzur ve sükununun fiilen bozulmuş olması suçun oluşumu için zorunlu bir şart değildir. Metinde yer alan Ceza Genel Kurulu'nun 2018/45 sayılı kararındaki açıklamalara göre, bu suç bir 'tehlike suçu' niteliğindedir. Önemli olan, failin eylemlerinin (ısrarlı aramalar, gürültü vb.) 'mağdurun huzur ve sükununu bozmaya elverişli' olmasıdır. Bu elverişlilik, somut olayın özelliklerine göre objektif bir değerlendirmeyle saptanır. Yani, ortalama bir insanın bu tür davranışlar karşısında huzurunun bozulup bozulmayacağı değerlendirilir. Eğer eylem, objektif olarak huzur ve sükunu bozmaya elverişli ise, suçun maddi unsuru tamamlanmış olur. Mağdurun kişisel özellikleri nedeniyle (örneğin çok sabırlı veya vurdumduymaz olması) fiilen rahatsız olmaması veya huzurunun bozulmaması, suçun oluşmasını engellemez. Suç, tehlikenin yaratılmasıyla tamamlanır, neticenin (fiili bozulmanın) gerçekleşmesi aranmaz (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-123-kisilerin-huzur-ve-sukununu-bozma-sucu.html).