HMK m. 6, genel yetki kuralını düzenlerken, davalının 'gerçek veya tüzel kişi' olmasını belirtmiştir. Bir davada davalı olarak, tüzel kişiliği olmayan bir 'şirket şubesi' gösterilebilir mi? Davanın, şubenin yaptığı bir işlemden kaynaklanması bu durumu değiştirir mi?
Hayır, kural olarak tüzel kişiliği olmayan bir şirket şubesi davada davalı olarak gösterilemez. HMK m. 50'ye göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanlar davada taraf ehliyetine de sahiptir. Tüzel kişilik, bir bütün olarak şirketin kendisine aittir; şubelerin ayrı bir tüzel kişiliği yoktur. Bu nedenle, davalının, şirketin tüzel kişiliğini temsil eden 'merkezi' olmalıdır. Dava, HMK m.6 uyarınca şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açılmalıdır. Ancak, HMK m.14, 'Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.' şeklinde bir özel yetki kuralı getirmiştir. Bu kural, davanın yine şirketin tüzel kişiliğine karşı, ancak şubenin bulunduğu yerde açılmasına imkan tanır. Yani, davalı yine şirketin kendisidir, ancak dava şubenin bulunduğu yerdeki mahkemede görülebilir. Dava dilekçesinde davalı olarak sadece şubenin gösterilmesi, 'taraf ehliyeti' yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine sebep olabilir. Doğrusu, davalı olarak şirketin unvanını yazıp, davanın şubenin bulunduğu yer mahkemesinde açılmasıdır (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-6-genel-yetkili-mahkeme.html - Karşılaştırmalı analiz).