Metinde, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte, TCK m.257'de görevi kötüye kullanma suçu için aranan 'kişisel mağduriyet', 'kamu zararı' veya 'haksız menfaat' unsurlarının, mülga 765 sayılı TCK dönemindeki düzenlemelerden temel farkı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307147

Temel fark, bu unsurların suçun oluşumu için zorunlu birer 'netice şartı' veya 'objektif cezalandırılabilme şartı' olarak yeni TCK metnine açıkça dahil edilmesidir. Metinde belirtildiği gibi, mülga 765 sayılı TCK'nın 228, 230 ve 240. maddelerinde düzenlenen görevi savsama ve görevde yetkiyi kötüye kullanma suçlarında, bu tür netice şartları açıkça aranmıyordu. Suçun oluşması için failin genel suç işleme kastıyla görevini kötüye kullanması veya ihmal etmesi yeterli görülüyordu. Her ne kadar Yargıtay eski uygulamada özellikle m.240 için 'zarar' veya 'haksız yarar' gibi unsurları arama eğiliminde olsa da, bu kanun metninden kaynaklanan bir zorunluluk değildi. 5237 sayılı TCK m.257 ise, görevin gereklerine aykırı her davranışın cezalandırılmasını önlemek amacıyla, bu fiilin ancak kanunda sayılan üç somut neticeden (mağduriyet, kamu zararı, haksız menfaat) birini doğurması halinde suç teşkil edeceğini açıkça hükme bağlamıştır. Bu, yeni kanunun suç tipini daha somut ve sınırlı hale getirdiğini gösterir (Kaynak: gorevi-kotuye-kullanma-ve-zimmet-suclari).