HMK m. 12, taşınmazın aynından doğan davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin 'kesin yetkili' olduğunu belirtir. 'Kesin yetki' kuralının, HMK m. 19'da düzenlenen 'yetki itirazının ileri sürülmesi' usulü açısından ne gibi sonuçları vardır?
'Kesin yetki' kuralının, yetki itirazının ileri sürülme usulü açısından iki önemli sonucu vardır: 1) Süre Sınırlaması Yoktur: HMK m. 19'a göre, yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazı sadece cevap dilekçesinde (ilk itiraz olarak) ileri sürülebilir. Ancak yetkinin kesin olduğu durumlarda, bu süre sınırlaması uygulanmaz. Taraflar, yargılamanın her aşamasında mahkemenin yetkisizliğini ileri sürebilirler. 2) Mahkemece Resen Dikkate Alınma: Daha da önemlisi, HMK m. 114/1-c, kesin yetkiyi bir 'dava şartı' olarak düzenlemiştir. HMK m. 115'e göre, mahkeme dava şartlarının varlığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden (resen) araştırır. Dolayısıyla, kesin yetkinin söz konusu olduğu bir davada, taraflar yetki itirazında bulunmasa bile, hakim kendiliğinden yetkisizlik kararı vermek zorundadır. Örneğin, İstanbul'daki bir taşınmazın tapu iptali davası Ankara'da açılmışsa, davalı itiraz etmese dahi hakim, davanın her aşamasında bu durumu fark ettiğinde yetkisizlik kararı vermelidir (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-6-genel-yetkili-mahkeme.html).