HMK'nın 33. maddesi uyarınca hakim Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü iken, HMK m.266 hakimin 'çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde' bilirkişiye başvurmasını düzenler. Bir davada, taraflar arasında imzalanan bir sözleşmenin 'acentelik sözleşmesi' mi yoksa 'iş sözleşmesi' mi olduğu konusunda uyuşmazlık vardır. Mahkemenin bu hukuki nitelendirme için bilirkişiye başvurması doğru mudur? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/20798 E. sayılı kararının bu konudaki yaklaşımını analiz ediniz.
Hayır, mahkemenin bu hukuki nitelendirme için bilirkişiye başvurması doğru değildir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında da vurgulandığı gibi, bir sözleşmenin türünü ve hukuki niteliğini belirlemek, HMK m.33 uyarınca tamamen hakimin görev ve yetkisi dahilindedir. Hakim, tarafların iddialarını, sözleşme metnini ve fiili çalışma koşullarını (bağımlılık unsuru, talimat alma, denetim vb.) değerlendirerek, sözleşmenin bir iş sözleşmesi mi, acentelik sözleşmesi mi, vekalet mi yoksa eser sözleşmesi mi olduğuna kendisi karar verir. Bu, 'hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan' bir konudur ve HMK m.266 uyarınca bilirkişiye başvurulamaz. Bilirkişi, ancak teknik veya özel uzmanlık gerektiren konularda (örneğin, bir imzanın sahte olup olmadığı, bir makinenin arızasının nedeni, bir muhasebe kaydının usulüne uygun olup olmadığı gibi) görüş bildirebilir. Hukuki nitelendirme, hakimin asli görevidir ve bu görevin bilirkişiye devredilmesi mümkün değildir (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-33-hukukun-uygulanmasi.html).