Metindeki Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 10.01.2012 tarihli kararına konu olan olayda, Oda Genel Sekreterinin maaş bordrolarını tek başına imzalayarak bankadan fazla ödeme çekmesi eyleminin zimmet suçu oluşturup oluşturmadığının tespiti için Yargıtay mahkemeden neyi araştırmasını istemiştir? Bu araştırmanın, zimmet suçu ile dolandırıcılık/sahtecilik suçları arasındaki ayrım açısından önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307119

Yargıtay, bu eylemin zimmet suçu olup olmadığının tespiti için, sanık olan Oda Genel Sekreterinin 'bankadan tek başına para çekme yetkisinin bulunup bulunmadığının' araştırılmasını istemiştir. Bu araştırmanın suç vasfının belirlenmesi açısından önemi şudur: 1) Eğer sanığın tek başına para çekme yetkisi varsa: Bu durumda, bankadaki para 'görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş' veya en azından 'koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan' bir mal sayılır. Bu yetkiye dayanarak fazla para çekip mal edinmesi, zimmet (TCK m.247) suçunu oluşturur. Çünkü yasal tevdi unsuru gerçekleşmiştir. 2) Eğer sanığın tek başına para çekme yetkisi yoksa (örneğin çift imza gerekiyorsa): Bu durumda, bankadaki para üzerinde yasal bir zilyetliği veya tasarruf yetkisi yoktur. Fazla para çekebilmek için hileli bir işlem (örneğin sahte bir belge düzenlemek) yapmak zorunda kalacaktır. Bu durumda eylem, zimmet suçunu değil, hileli davranışlarla bankayı veya Odayı aldatarak menfaat temin etme niteliğindeki dolandırıcılık ve/veya belgede sahtecilik suçlarını oluşturur. Dolayısıyla, 'yasal tevdi' ve 'tek başına tasarruf yetkisi' unsurlarının varlığı, zimmet ile diğer malvarlığı suçları arasındaki temel ayrım noktasını oluşturmaktadır (Kaynak: gorevi-kotuye-kullanma-ve-zimmet-suclari).