Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/4818 E., 2017/8842 K. sayılı kararında, davacının boşanma davası açtığı tarih ile davalı eşin muvazaalı olduğu iddia edilen taşınmaz devir tarihleri karşılaştırılmıştır. Mahkeme, devirlerin boşanma davasından önce olduğu için borcun doğumundan önce yapıldığını kabul ederken, Yargıtay bu görüşe neden katılmamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307116

Yargıtay, 'borcun doğum tarihi'ni şekli olarak boşanma davasının açıldığı tarih olarak değil, boşanmaya neden olan olayların başlangıç tarihi olarak kabul etmiştir. Bu, muvazaa davalarındaki geniş ve amaca yönelik yorumun bir örneğidir. Karara göre, davalı eşin dava dilekçesinde 30 yıldır davacıdan ayrı yaşadığını ve başka bir kadınla birlikte olduğunu beyan etmesi, evlilik birliğinin temelden sarsılmasına neden olan olayların ve dolayısıyla boşanma sonucu doğacak tazminat ve nafaka gibi mali yükümlülüklerin 'potansiyel olarak' çok daha önce doğduğunu göstermektedir. Yani, borç hukuken boşanma kararıyla somutlaşsa da, borcun kaynağını oluşturan fiili durum (ayrı yaşama, sadakat yükümlülüğünün ihlali) taşınmaz devirlerinden önce mevcuttur. Bu nedenle Yargıtay, devirlerin, ileride doğması muhakkak olan bu borçlardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını kabul ederek, mahkemenin dar ve şekli yorumunu hatalı bulmuştur. Muvazaa iddiasında, borcun doğum anı geniş yorumlanmalıdır (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-33-hukukun-uygulanmasi.html).