Görevi kötüye kullanma (TCK m.257) ve zimmet (TCK m.247) suçlarının 'mahsus/özgü suç' olması, özel kanunlarda bu suçlara atıf yapılmasının önemini nasıl ortaya koymaktadır? Metinde 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.62 örneği üzerinden bu durumu açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307113

Bu suçların 'mahsus/özgü suç' olması, faillerinin ancak TCK m.6/1-c'de tanımlanan 'kamu görevlisi' olabileceği anlamına gelir. Kamu görevlisi sayılmayan bir kişinin, örneğin bir serbest meslek erbabının, görevini kötüye kullanması halinde TCK m.257 doğrudan uygulanamaz. Bu noktada, özel kanunlardaki atıflar önem kazanır. Metinde verilen örnekte, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 62. maddesi, görevini kötüye kullanan avukatlar hakkında TCK'nın görevi kötüye kullanmaya ilişkin hükümlerinin (yani m.257) uygulanacağını açıkça belirtir. Bu atıf sayesinde, normalde kamu görevlisi sayılmayan avukatlar, görevleriyle ilgili suçlar açısından kamu görevlisi gibi cezalandırılırlar. Eğer bu tür özel bir kanuni atıf olmasaydı, avukatın görevini kötüye kullanması eylemi TCK m.257 kapsamında cezalandırılamazdı. Bu durum, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin bir gereğidir ve bir suç tipinin kapsamının ancak kanunla genişletilebileceğini gösterir (Kaynak: gorevi-kotuye-kullanma-ve-zimmet-suclari).