Bir davada, taraflar arasındaki sözleşme gereği davacının alacağının miktarı tam olarak belli değildir ve ancak bilirkişi incelemesi ile belirlenebilecektir. Davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 500 TL'lik bir dava açmış, bilirkişi raporu sonrası talebini 3.912,89 TL'ye yükseltmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/14113 E. sayılı kararındaki çoğunluk ve karşı oy görüşleri, bu davanın 'kısmi dava' mı yoksa 'belirsiz alacak davası' mı olduğu ve faizin başlangıç tarihi konusunda nasıl farklılaşmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307109

Çoğunluk Görüşü (Kısmi Dava): Çoğunluk, davacının dilekçesinde açıkça 'belirsiz alacak davası' açtığını belirtmediği için, davanın bir 'kısmi dava' olduğunu kabul etmiştir. Bu kabule göre, dava tarihi itibarıyla sadece ilk talep edilen 500 TL için faiz işler. Sonradan artırılan 3.412,89 TL'lik kısım ise 'ıslah' ile artırılmıştır ve bu kısım için faiz, ıslah tarihinden itibaren işlemelidir. Bu nedenle mahkemenin tüm alacağa dava tarihinden faiz yürütmesini hatalı bulmuş ve kararı düzelterek onamıştır. Karşı Oy Görüşü (Belirsiz Alacak Davası): Karşı oy, HMK m.33 (hukukun resen uygulanması) uyarınca, hakimin davanın niteliğini tarafların beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre belirlemesi gerektiğini savunmuştur. Davacının alacağını başlangıçta belirleyememesi, bilirkişi raporu sonrası talebini artırması ve artırım dilekçesinde açıkça HMK m.107'ye (belirsiz alacak davası) dayanması, davanın niteliğinin belirsiz alacak davası olduğunu gösterir. Bu durumda, alacağın tamamı için faizin dava tarihinden itibaren işlemesi doğrudur. Karşı oya göre, çoğunluğun davayı kısmi dava olarak nitelemesi ve faize yönelik açık bir temyiz olmamasına rağmen düzeltme yapması usule aykırıdır (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-33-hukukun-uygulanmasi.html).