7. Yargı Paketi ile İİK'daki istinaf ve temyiz sürelerinin HMK ile uyumlu hale getirilmesi ve süre başlangıcında 'tefhim' usulünün kaldırılmasının, uygulamadaki 'süre tutum dilekçesi' kurumuna etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307067

Eski düzenlemede, İcra Mahkemesi kararlarına karşı kanun yolu süreleri genellikle 'tefhim'den (kararın duruşmada yüze karşı okunmasından) itibaren başlıyordu. Bu durum, tarafların ve avukatların, kararın gerekçesini görmeden, hak kaybına uğramamak için derhal çok kısa ve genel bir 'süre tutum dilekçesi' vererek kanun yolu süresini kesmelerini, daha sonra gerekçeli karar tebliğ edilince de ayrıntılı temyiz/istinaf dilekçesi sunmalarını gerektiriyordu. Bu, uygulamada yerleşmiş ancak yargıyı meşgul eden bir usuldü. 7. Yargı Paketi ile İİK'daki kanun yolu süreleri, HMK'ya paralel olarak 'iki hafta'ya çıkarılmış ve en önemlisi sürelerin başlangıcı olarak 'tebliğ' tarihi esas alınmıştır. 'Tefhim' ile süre başlatma usulü kaldırılmıştır. Bu değişikliğin doğrudan sonucu, 'süre tutum dilekçesi' kurumuna artık icra mahkemeleri bakımından gerek kalmamasıdır. Taraflar artık gerekçeli kararın kendilerine tebliğini bekleyecek ve bu tarihten itibaren iki hafta içinde ayrıntılı ve gerekçeli kanun yolu dilekçelerini sunabileceklerdir. Bu, usul ekonomisine hizmet eden ve uygulamayı basitleştiren önemli bir değişikliktir (Kaynak: 7.yargı-paketi-ile-ozel-hukukta-ongorulen-degisiklikler).