Kişilerin huzur ve sükununu bozma (TCK m.123) suçunun oluşabilmesi için aranan 'sırf huzur ve sükununu bozmak maksadı' şeklindeki özel kast, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/8462 E. sayılı kararında nasıl yorumlanmıştır? Sanığın mesajlarının içeriğinin 'katılan ile iletişim kurmak amacıyla' hareket ettiğini göstermesi, bu özel kastın varlığını nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307064

Yargıtay'ın ilgili kararında, TCK m.123'teki suçun oluşumu için failin 'sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki' ile hareket etmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu, failin amacının, haklı veya meşru görülebilecek başka bir nedene (borcunu istemek, iletişim kurmaya çalışmak, bir konuyu aydınlatmak vb.) dayanmaması, yegane amacının karşı tarafı rahatsız etmek, taciz etmek olması gerektiği anlamına gelir. Karara konu olayda, sanığın gönderdiği mesajların içeriği incelendiğinde, amacının katılanla 'iletişim kurmak' olduğu anlaşılmıştır. Bu tespit, sanığın eyleminin arkasında rahatsız etme kastı olsa bile, 'sırf' bu amaçla hareket etmediğini, başka bir amacının (iletişim kurma) da bulunduğunu gösterir. Bu durumda, kanunun aradığı özel kast unsuru tam olarak gerçekleşmemiş sayılır. Yargıtay, bu nedenle sanığın kastının 'sırf huzur ve sükunu bozma saiki' olarak kabul edilmesinin ne şekilde anlaşıldığının kararda yöntemince açıklanması gerektiğini belirterek, yetersiz gerekçeyle kurulan mahkumiyet hükmünü bozmuştur. Eylemin amacı, özel kastın varlığının tespitinde belirleyicidir (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-123-kisilerin-huzur-ve-sukununu-bozma-sucu.html).