Bir sanık, 'sırf huzur ve sükununu bozmak maksadıyla' bir kişiye ısrarla telefon etmiştir. Mağdur bu durumdan psikolojik olarak etkilenmiş ve ruhsal bir çöküntü yaşamıştır. TCK m.123'ün gerekçesinde bu durum nasıl değerlendirilmekte ve hangi suçun oluşabileceği belirtilmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307058

TCK m.123'ün gerekçesinde bu durum, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun sınırlarını aşan bir sonuç olarak değerlendirilmektedir. Gerekçeye göre, TCK m.123 ile korunan, kişilerin psikolojik ve ruhsal sükun içinde yaşama hakkıdır ve bu suç tanımı, kişiler üzerinde maddi veya cebri bir müdahale niteliği taşımayan, daha düşük yoğunluklu rahatsızlıkları cezalandırmayı amaçlar. Ancak, failin ısrarlı eylemleri sonucunda mağdurun sadece huzur ve sükunu bozulmakla kalmamış, aynı zamanda 'dengesi bozulmuş, örneğin ruhsal bir teşevvüşe (çöküntüye) uğramışsa', bu durumda eylem daha ağır bir neticeye yol açmış demektir. Gerekçe, bu gibi hallerde fiilin artık TCK m.123 kapsamında değil, 'kasten yaralama' suçu (TCK m.86) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtir. Çünkü kasten yaralama suçu, sadece bedensel acıyı değil, sağlığın veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmayı da kapsar. Ruhsal sağlığın bozulması da bu kapsamdadır (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-123-kisilerin-huzur-ve-sukununu-bozma-sucu.html).