Bir kamu görevlisi, görevinden kaynaklanan yetkisini kullanarak bir vatandaşa kasıtlı olarak zorluk çıkarmış, ancak bu eylemi sonucunda somut bir 'kişi mağduriyeti', 'kamu zararı' veya 'haksız menfaat' doğmamıştır. TCK m.257 açısından bu kamu görevlisinin cezai sorumluluğu doğar mı? Metinde bu üç unsurun suçun yapısındaki yeri nasıl tanımlanmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307053

Hayır, bu durumda TCK m.257'ye göre cezai sorumluluk doğmaz. Metinde, TCK m.257'de sayılan 'kişilerin mağduriyeti', 'kamunun zararına neden olma' veya 'kişilere haksız bir menfaat sağlama' unsurlarının, suçun oluşabilmesi için zorunlu birer 'önşart' veya kimilerine göre 'objektif cezalandırılabilme şartı' olduğu açıkça belirtilmiştir. Kamu görevlisinin norma aykırı, keyfi bir davranışta bulunması tek başına suçu oluşturmaz. Bu davranışın, kanunda sayılan bu üç neticeden en az birini doğurması gerekir. Eğer bu neticelerden hiçbiri gerçekleşmemişse, fiil suç teşkil etmez ve kamu görevlisi cezalandırılamaz. Bu düzenleme, kamu görevinin gereklerine aykırı olan her fiilin cezai yaptırıma tabi tutulmasının suç ve ceza siyasetiyle bağdaşmayacağı düşüncesine dayanır. Bu üç unsur, fiilin cezalandırılmaya değer olup olmadığını belirleyen bir filtre görevi görür (Kaynak: gorevi-kotuye-kullanma-ve-zimmet-suclari).