TCK m.257'de düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun teşebbüse elverişli olup olmadığı metinde nasıl tartışılmaktadır? Suçun 'neticesi harekete bitişik' bir suç olarak kabul edilmesinin teşebbüs açısından sonucu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307033

Metinde bu konuda iki farklı görüş tartışılmaktadır: 1) Teşebbüse Elverişli Olduğu Görüşü: Buna göre, görevi kötüye kullanma suçları, hareketlerin bölünebildiği ve zararın veya haksız yararın ortaya çıkmasının zamana yayıldığı durumlarda teşebbüse elverişlidir. Örneğin, kamu görevlisi yetkisini kötüye kullanan bir dizi işleme başlar ancak sonuca (mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat) ulaşamadan engellenirse, suça teşebbüs etmiş sayılır. 2) Teşebbüse Elverişli Olmadığı Görüşü: Bu görüşe göre, TCK m.257'de sayılan 'kişisel mağduriyet', 'kamu zararı' veya 'haksız menfaat' sonuçları, suçun bir unsuru veya objektif cezalandırılabilme şartıdır. Bu sonuçlardan biri doğmadığı sürece suç tamamlanmış sayılmaz. Bu sonuçların, yetkinin kötüye kullanılması fiiliyle eş zamanlı veya bitişik olarak ortaya çıkması arandığından, suç 'neticesi harekete bitişik' bir ani suç olarak kabul edilir. Ani suçlarda, icra hareketleri tamamlandığı anda netice de gerçekleştiğinden, kural olarak teşebbüs mümkün değildir. Metin, maddenin yasal tanımı gereği bu ikinci görüşün, yani suçun neticesi harekete bitişik olduğu ve teşebbüse müsait olmadığının kabulünün daha isabetli olacağını belirtmektedir. Bu durumda, üç sonuçtan biri doğmamışsa, fiil cezalandırılmaz (Kaynak: gorevi-kotuye-kullanma-ve-zimmet-suclari).