TCK m.247'nin gerekçesinde, zimmet suçunun oluşabilmesi için suç konusu şeyin 'amacı dışında kullanılması' ibaresine yer verilmiştir. Metinde, bu gerekçeye dayalı genişletici yorumun 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi (Anayasa m.38, TCK m.2) ile neden çeliştiği savunulmaktadır? Tartışınız.
Metinde bu durum, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin bir gereği olarak eleştirel bir şekilde tartışılmaktadır. Kanunilik ilkesi, bir fiilin suç sayılabilmesi için kanunda açıkça tanımlanmış olmasını gerektirir ve kıyas yasağını içerir. TCK m.247'nin madde metninde suçun fiil unsuru 'zimmete geçirme' olarak tanımlanmıştır. 'Zimmete geçirme', mal üzerinde malik gibi tasarrufta bulunmayı, onu satmayı, tüketmeyi veya kendi malvarlığına katmayı ifade eden güçlü bir fiildir. 'Amacı dışında kullanma' ise çok daha geniş ve belirsiz bir kavramdır. Örneğin, idarenin bilgisayarını evine götürüp iş için kullanmak da bir amaç dışı kullanmadır ama zimmete geçirme değildir. Gerekçeler, kanun maddelerinin anlaşılmasına yardımcı olsa da, madde metninde yer almayan bir unsuru suça dahil edemez veya suçun tanımını genişletemez. Madde metni açıkken (zimmete geçirme), gerekçedeki daha geniş bir ifadeye (amaç dışı kullanma) dayanarak suçun kapsamını genişletmek, kanunilik ilkesine ve kıyas yasağına aykırı bir yorum olur. Bu nedenle metinde, asıl olanın kanunun lafzı olduğu ve gerekçenin bunu genişletemeyeceği savunulmaktadır (Kaynak: gorevi-kotuye-kullanma-ve-zimmet-suclari).