Anayasa Mahkemesi'nin 05.10.2023 tarihli, 2020/10052 numaralı başvurusunda, istinaf mahkemesinin öncül suç olan dolandırıcılık hükmünü bozmasına rağmen, buna bağlı olan suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçundan verilen mahkumiyeti onaması hangi hak ihlaline yol açmıştır? Bu kararın, öncül suç ile aklama suçu arasındaki zorunlu bağlantıya etkisini analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307016

Bu durum, Anayasa m.36'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki 'gerekçeli karar hakkı'nın ihlaline yol açmıştır. Aklama suçunun varlığı, hukuken bir 'öncül suç'tan kaynaklanan malvarlığı değerinin bulunmasına bağlıdır. İstinaf mahkemesi, öncül suçun (dolandırıcılık) mahkumiyetini eksik inceleme nedeniyle bozduğunda, aslında aklama suçunun temelini oluşturan 'suçtan kaynaklanan gelir' unsurunu da tartışmalı hale getirmiştir. Zira bozma sonrası yapılacak yeniden yargılamada sanığın öncül suçtan beraat etme ihtimali bulunmaktadır. Bu durumda, aklama suçunun konusu olan bir 'suç geliri' de kalmayacaktır. İstinaf mahkemesinin, bu bariz çelişkiye rağmen aklama suçu mahkumiyetini onarken, öncül suçun akıbetinden bağımsız olarak aklama suçunun nasıl oluştuğuna dair makul ve yeterli bir gerekçe sunmaması, kararı keyfi hale getirmiş ve gerekçeli karar hakkını ihlal etmiştir. Bu karar, öncül suçun sübut bulmasının, aklama suçunun oluşumu için bir ön şart olduğunu ve bu ikisi arasındaki illiyet bağının yargı kararlarında çelişkiye yer vermeyecek şekilde kurulması gerektiğini göstermektedir (Kaynak: kara-para-aklama-sucundan-oncul-suca-iliskin-incelemenin-eksik-yurutulmesinin-gerekceli-karar-hakkin-etkisi).