Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (TCK m.282) suçunda, öncül suçun ispatı ve yargılaması açısından 'nisbi muhakeme' yönteminin uygulanabilirliği metinde nasıl tartışılmaktadır? Bu yöntemin CMK m.225'te düzenlenen 'davasız yargılama olmaz' ilkesi ve Anayasa m.37'deki 'kanuni hakim güvencesi' ile ilişkisini analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #307004

Metinde 'nisbi muhakeme' yöntemi, yani kara para aklama davasına bakan mahkemenin, hakkında ayrı bir dava açılmamış olan öncül suçu varsayımsal olarak yargılayıp karara bağlaması, eleştirel bir yaklaşımla ele alınmaktadır. Bu yöntemin, CMK m.225'te güvence altına alınan 'davasız yargılama olmaz' ilkesine açıkça aykırı olduğu belirtilmektedir. Çünkü ortada usulüne uygun açılmış bir dava (iddianame) olmadan, bir suçun işlenip işlenmediği hakkında karar verilmesi hukuken mümkün değildir. Ayrıca, bu durum Anayasa m.37'deki kanuni hakim güvencesini de ihlal eder, zira bir suç hakkında karar verme yetkisi kanunla belirlenmiş görevli ve yetkili mahkemeye aittir. Kara para aklama mahkemesinin bu yetkiyi gasbetmesi, kanuni hakim ilkesiyle bağdaşmaz. Yargıtay'ın sınırlı hallerde (sanığın ölümü, zamanaşımı gibi) nisbi muhakemeyi kabul eden kararları olsa da, metindeki genel eğilim bu uygulamanın hukuka aykırı olduğu yönündedir (Kaynak: kara-para-aklama-sucundan-oncul-suca-iliskin-incelemenin-eksik-yurutulmesinin-gerekceli-karar-hakkin-etkisi).