Sahte içki üreten ile sahte olduğunu bilerek satan kişinin ceza sorumluluğunun 'olası kast' (dolus eventualis) mı yoksa 'bilinçli taksir' mi olduğu hususu Yargıtay kararlarında tartışmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.04.2022 tarihli, 2020/320 E. sayılı kararında, sahte içkiyi imal etmeyen ancak satan sanığın sorumluluğu 'bilinçli taksir' olarak kabul edilmiştir. Bu karardaki 'failin neticenin gerçekleşmeyeceğine dair duyduğu güvenin artması' argümanını, olası kastın 'neticeyi kabullenme/göze alma' unsurundan ayıran temel farklar nelerdir? Bu ayrım, ceza adaleti açısından ne gibi sonuçlar doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30693

Olası kast ile bilinçli taksir arasındaki temel fark, failin öngördüğü neticeye karşı olan içsel tutumudur. Olası kastta (TCK m. 21/2), fail, muhtemel neticenin gerçekleşmesini 'kabullenir' veya 'olursa olsun' diyerek göze alır. Bilinçli taksirde ise (TCK m. 22/3), fail neticeyi öngörmesine rağmen, şansına, tecrübesine veya başka bir faktöre güvenerek 'neticeyi istemez' ve gerçekleşmeyeceğine inanır. Yargıtay CGK'nın 05.04.2022 tarihli kararında, sahte içkiyi sadece satan (üretmeyen) sanığın durumu bu çerçevede değerlendirilmiştir. Kararda, sanığın daha önce defalarca aynı kişilere satış yapmasına rağmen bir ölüm sonucunun doğmamış olması, 'neticenin gerçekleşmeyeceğine dair duyduğu güveni artırmış' ve bu nedenle ölüm neticesini kabullenmekten (olası kast) ziyade, gerçekleşmeyeceği ümidiyle (bilinçli taksir) hareket ettiği kabul edilmiştir. Olası kasttaki kayıtsız kalma ve neticeyi göze alma tavrı yerine, bilinçli taksirde neticenin gerçekleşmemesine yönelik bir umut ve beklenti ön plandadır. Bu ayrım, ceza adaleti açısından derin farklılıklar yaratır: 1) Olası kastla öldürmede her bir maktul için ayrı ceza verilirken, bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmada tek bir suç (TCK m. 85) üzerinden ceza verilir ve TCK m. 22/3 uyarınca artırım yapılır. 2) Cezanın infazı bakımından da olası kastla işlenen suçlar daha ağır koşullara tabidir. Bu durum, çok sayıda ölüme neden olan bir failin, 'olursa olsun' demediği, 'olmaz diye düşündüğü' gerekçesiyle daha az ceza almasına yol açarak kamu vicdanında ve ceza adaletinde orantısızlık eleştirilerine neden olabilir. (Bkz: Yargıtay CGK E: 2020/320, K: 2022/241)