Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2012/27271 E. sayılı kararında, sanığın kredi almak için düzenlediği sahte maaş bordrosuyla ilgili olarak, bankanın bu tür başvurularda teyit amaçlı işyerini aramasının 'mutat' (alışılmış) bir uygulama olup olmadığının araştırılması gerektiği, eğer mutat ise belgenin 'aldatma kabiliyetinin' bulunmayabileceği belirtilmiştir. Bu 'mutat kontrol' uygulamasının, bir belgenin aldatma kabiliyetini nasıl ortadan kaldırdığını 'objektif iğfal kabiliyeti' kavramı üzerinden açıklayınız. Bu durumda eylem 'faydasız sahtecilik' olarak nitelendirilebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30684

Belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, belgenin objektif olarak 'aldatma kabiliyetine' (iğfal kabiliyetine) sahip olması, yani üçüncü bir kişiyi kandırabilecek nitelikte olması gerekir. Yargıtay'ın 2012/27271 E. sayılı kararı, bu kabiliyetin değerlendirilmesinde, belgenin sunulduğu kurumun yerleşik ve 'mutat' (alışılmış) kontrol mekanizmalarının önemli bir rol oynadığını göstermektedir. **'Mutat Kontrol'ün Aldatma Kabiliyetine Etkisi:** 1. **Objektif İğfal Kabiliyeti:** Bir belgenin aldatma kabiliyeti, sadece belgenin fiziki görünümüne göre değil, aynı zamanda kullanıldığı hukuki ilişki ve muhatabın durumu da dikkate alınarak objektif olarak değerlendirilir. Eğer bir belgenin sunulduğu kurum (örneğin banka), standart bir prosedür olarak her zaman o belgenin doğruluğunu kaynağından (örneğin işyerini arayarak) teyit ediyorsa, sahte belgenin tek başına hukuki bir sonuç doğurma, yani aldatma ihtimali ortadan kalkar. 2. **Aldatmanın İmkansızlığı:** Bankanın maaş bordrosunu alır almaz işyerini arayacağı ve gerçeğin ortaya çıkacağı muhakkak ise, sahte bordro aldatmaya elverişli bir araç olmaktan çıkar. Bu durumda aldatma, belgenin kendisinden değil, ancak muhatabın (bankanın) bu mutat kontrolü yapmaması gibi bir ihmalinden kaynaklanabilir ki bu, suçun oluşumu için yeterli değildir. 3. **'Faydasız Sahtecilik':** Bu durum, doktrinde 'faydasız sahtecilik' veya 'işlenemez suç' tartışmalarıyla ilgilidir. Sahte belgenin, yerleşik prosedürler nedeniyle aldatma ve hukuki sonuç doğurma kabiliyeti baştan itibaren yoksa, işlenen fiil sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Bu durumda suçun maddi unsurlarından olan 'aldatma kabiliyeti' oluşmadığı için sanığın beraatine karar verilmesi gerekebilir. Yargıtay, bu nedenle bankanın standart teyit prosedürünün araştırılmasını, zira bu prosedürün varlığının belgenin aldatma kabiliyetini ortadan kaldırabileceğini ve eylemi suç olmaktan çıkarabileceğini belirtmektedir. (Bkz: Yargıtay 11. Ceza Dairesi E: 2012/27271, K: 2014/11081)