Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik m. 20'de sayılan yatırım miktarları (örn: 400.000 USD), 6458 sayılı Kanun m. 31/1-j uyarınca 'Cumhurbaşkanınca belirlenecek kapsam ve tutarda yatırım' ifadesine dayanmaktadır. Cumhurbaşkanına bu şekilde sınırları belirsiz ve geniş bir yetki verilmesinin, yasama yetkisinin devredilmezliği (Anayasa m. 7) ve 'kanunilik' ilkeleri açısından anayasaya uygunluğunu, özellikle vatandaşlık gibi temel bir statünün belirlenmesi bağlamında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #30677

Cumhurbaşkanına, yatırım yoluyla vatandaşlık kazanmanın temelini oluşturan yatırımın 'kapsam ve tutarını' belirleme konusunda verilen geniş ve sınırsız yetki, Anayasa'nın temel ilkeleriyle çelişme potansiyeli taşımaktadır. Bu durumun anayasaya uygunluğu şu açılardan tartışmalıdır: 1. **Yasama Yetkisinin Devredilmezliği (Anayasa m. 7):** Yasama yetkisi TBMM'ye aittir ve devredilemez. Anayasa'nın 'kanunla düzenlenir' dediği alanlarda, yasama organı temel ilkeleri, çerçeveyi ve sınırları kendisi belirlemelidir. Yürütmeye ancak bu çerçevenin içini dolduracak teknik ve ayrıntıya ilişkin düzenleme yapma yetkisi devredilebilir. Vatandaşlık gibi temel bir statünün kazanılmasına ilişkin en önemli şartlardan biri olan 'yatırım tutarı'nın tamamen yürütmenin takdirine bırakılması, yasama yetkisinin asli bir unsurunun devri olarak yorumlanabilir. 2. **Vatandaşlıkta Kanunilik İlkesi (Anayasa m. 66/3):** Anayasa, vatandaşlık şartlarının 'kanunla' gösterilmesini emretmektedir. Kanun, 'Cumhurbaşkanınca belirlenecek tutarda' gibi tamamen belirsiz bir ifade kullanarak, aslında temel bir şartı kendisi düzenlemekten kaçınmış ve bu konuda bir 'boşluk' bırakmıştır. Bu boşluğun Cumhurbaşkanı tarafından doldurulması, vatandaşlık şartının kanunla değil, idari bir işlemle belirlenmesi sonucunu doğurur ki bu, Anayasa m. 66/3'ün lafzına ve ruhuna aykırıdır. 3. **Belirlilik ve Öngörülebilirlik İlkeleri:** Bir hukuk devletinde, kanunların temel unsurlarının belirli ve öngörülebilir olması esastır. Yatırım tutarının idari bir kararla sürekli değiştirilebilmesi (nitekim geçmişte değiştirilmiştir), hukuk güvenliğini ve öngörülebilirliği zedeler. Kanun koyucunun en azından bir alt ve üst sınır belirleyerek veya yatırım türlerine göre temel kriterler koyarak yürütmenin yetkisini sınırlandırması gerekirdi. Sonuç olarak, 6458 sayılı Kanun m. 31/1-j'deki düzenleme, yasama yetkisinin devri niteliğinde olduğu ve vatandaşlık gibi temel bir konuda 'kanunilik' ilkesinin gerektirdiği belirliliği sağlamadığı gerekçesiyle Anayasa'ya aykırılığı iddiasına açıktır. (Bkz: sen.av.tr, 'Yatırım Esasına Dayalı Türk Vatandaşlığının Hukukiliği' makalesi)